Sözlükte “sıhhatli, sağlam” anlamına gelen sahîh, hadis ıstılahında “adâlet ve zabt sahibi râvilerin kendileri gibi adâlet ve zabt sahibi râvilerden muttasıl bir senedle rivayet ettikleri, şâz ve muallel olmayan hadis” diye tanımlanır. Tanım beş şart içerir: râvilerin adâlet sahibi olması (müslüman, âkıl-bâliğ, takvâ ve mürüvvet sahibi olmak), zabt (ezberinin veya yazılı kaydının kusursuz olması), senedin muttasıl yani kopuksuz olması, hadisin şâz olmaması ve muallel olmaması.
Sahîh ikiye ayrılır. Sahîh li-zâtihî, sıhhat şartlarının tamamını kendisinde toplayan hadistir. Sahîh li-gayrihî ise adâlet sahibi fakat zabtı eksik bir râvinin rivayetinin başka sika bir kanaldan desteklenerek sahîh derecesine yükselmesidir.
Hadisçiler sahîh hadisleri güvenilirlik bakımından yedi mertebeye ayırmıştır: Buhârî ile Müslim’in birlikte rivayet ettikleri (müttefekun aleyh), yalnız Buhârî’nin, yalnız Müslim’in rivayet ettiği, her ikisinin şartlarına uyduğu hâlde kitaplarında yer almayan, yalnız Buhârî’nin şartlarına uyan, yalnız Müslim’in şartlarına uyan ve diğer hadis âlimlerinin sahîh saydığı hadisler.
Muhaddisler, fukaha ve usulcüler sahîh hadisin dinî meselelerde delil olduğunda ittifak etmiştir. İtikadî konularda ise ihtilaf vardır: çoğunluk kesin bilgi için âyet ve mütevâtir hadis ararken İbn Hazm gibi âlimler sahîh hadisin de kesin ilim ifade ettiğini savunmuştur.
Hangi senedin “en sahih” olduğu âlimlere göre değişir: Yahyâ b. Maîn’e göre A‘meş → Nehaî → Alkame → Abdullah b. Mes‘ûd; Ahmed b. Hanbel’e göre Zührî → Sâlim b. Abdullah → Abdullah b. Ömer → Ömer b. Hattâb; Buhârî’ye göre Mâlik b. Enes → Nâfi‘ → Abdullah b. Ömer zinciri.