Sözlükte “sebep, hastalık, kusur” anlamlarına gelen illet (çoğulu ilel), hadis ilminde “genellikle ilk bakışta fark edilmeyen ve hadisin sıhhatini zedeleyen kusur” demektir. Bu kusurları inceleyen alt disipline ilelü’l-hadîs, illeti tespit işlemine ta‘lîl veya i‘lâl, illetli hadise muallel (ma‘lûl, muall), illeti ortaya çıkaran kişiye muallil denir. Sahîh hadisin tanımındaki “illetli olmama” şartı doğrudan bu kavrama dayanır.
İllet, râvilerin hâfıza zayıflığı gibi beşerî kusurlarından, rivayet sırasındaki tahrif ve ziyade gibi hatalarından ya da aşırı ihtisar gibi kasıtlı tasarruflarından kaynaklanır. İllet hem zayıf hem de sika râvilerin rivayetlerinde bulunabilir; disiplinin asıl değeri, güvenilir râvilerin hatalarını ortaya çıkarmasındadır. En sık görülen türler muttasıl olmayan hadisin muttasıl, merfû olmayanın merfû nakledilmesi ve isnaddaki bir râvinin yerine başkasının zikredilmesidir; metindeki illetler ise tashîf, idrâc (metne açıklama sokma) gibi hatalarla oluşur.
İlleti tespitin başlıca yolu rivayetlerin karşılaştırılmasıdır; kaynaklarda muâraza, mukārene, muvâzene ve sebr diye anılır. Hadisin bütün tarikleri toplanır, râvilerin zabt durumu dikkate alınarak değerlendirilir. Abdullah b. Mübârek’in “Hadisin sahih olup olmadığını anlamak istiyorsan onu diğer hadislerle karşılaştır” sözü bu yöntemi özetler. Hâfıza gücü ve sezgi, illet tespitinin yöntemi değil ancak başlangıç aşamasıdır.
İllet tespiti büyük ölçüde zann-ı gālible yapıldığından ihtilafa açıktır: birinin illet saydığını başka bir âlim illet kabul etmeyebilir. Terim herkeste aynı kapsamda da kullanılmamıştır — Tirmizî neshe illet demiş, Endülüslü ve Mağribli muhaddislerin çoğu irsâl, inkıtâ, tedlîs ve ıztırâb içeren bütün rivayetleri muallel saymış, İbn Hacer ise muallel denebilmesi için mutlaka gizli bir illet bulunmasını şart koşmuştur.
Hâkim en-Nîsâbûrî’nin Mûsâ b. Ukbe – Ebû İshak es-Sebîî – Ebû Bürde – Ebû Mûsâ el-Eş‘arî senediyle naklettiği “Ben günde yüz defa Allah’tan af diliyor ve ona tövbe ediyorum” hadisi ilk bakışta kusursuz görünür; araştırılınca Ebû Bürde’nin bunu babasından değil Egar el-Müzenî’den rivayet ettiği anlaşılmış ve sened bu yüzden muallel sayılmıştır. İllet literatürünün başlıca eserleri İbn Ebû Hâtim’in İlelü’l-hadîs’i ile Dârekutnî’nin el-İlelü’l-vâride’sidir.