Râvi ve cerh-ta'dîl

Sadûk

صدوق

Râvinin genellikle güvenilir, bazan zayıf olduğunu gösteren, sikadan bir derece aşağı ta‘dîl lafzı.

Tanım

“Doğru söylemek” anlamındaki sıdk kökünden türeyen ve “son derece doğru sözlü kimse” mânasına gelen sadûk, hadis terimi olarak râvinin genellikle güvenilir, bazan da zayıf olduğunu ifade eder. İbn Hacer’in Takrîbü’t-Tehzîb’deki kendi tertibinde “sadûk”, “lâ be’se bih” ve “leyse bihî be’s” lafızları dördüncü mertebeyi oluşturur.

Lafız kayıtlı biçimlerde de kullanılır: sadûkun lehû evhâm / sadûkun yehim (vehimleri var), sadûkun seyyiü’l-hıfz (hıfzı zayıf), sadûkun yuhtî (hata eder), sadûkun tegayyera bi-eharetin (ömrünün sonlarında rivayetleri bozulmuş). Bunlar İbn Hacer’in tertibinde beşinci mertebeyi oluşturur.

Pratik hüküm şudur: sadûk denen râvinin rivayeti sika râvilerin rivayetine aykırı değilse hasen, destekleyici mütâbi‘ ve şâhid bulunursa sahîh li-gayrihî kabul edilir. Ancak bu hükmün verilebilmesi için râvinin zabtı araştırılıp çok zayıf olmadığı tespit edilmelidir.

İhtilaflı nokta

Mertebe konusunda ihtilaf vardır: Zehebî ve Zeynüddin el-Irâkī’ye göre ta‘dîlin üçüncü, Sehâvî’ye göre beşinci mertebesindeki râviler hakkında kullanılır. Delil değerinde de görüş ayrılığı vardır: Yahyâ b. Maîn, Ahmed b. Hanbel, Ebû Zür‘a ve Ebû Hâtim er-Râzî bazı râvileri sadûk diye niteledikten sonra rivayetlerinin haram-helâl konularında delil olarak kullanılabileceğini söylemişlerdir. Buna karşılık İbn Ebû Hâtim, sadûk olan râvi genellikle hata yapıyorsa rivayetlerinin ancak tergīb-terhîb, zühd ve edep konularında yazılabileceğini, haram-helâl konularında delil olamayacağını belirtmiştir. İbnü’s-Salâh, Nevevî, Irâkī, Sehâvî ve Süyûtî de lafzın zabtı zayıf râviler için de kullanıldığı kanaatindedir.

AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile