Bir hadisin sahîh sayılabilmesi için senedindeki her râvinin adâlet ve zabt vasıflarını taşıması gerekir; birinde kusuru bulunan râvinin hadisine itibar edilmez. İkisini birlikte taşıyan râviye sika denir.
Adâlet, râvinin dinî-ahlâkî ehliyetidir: müslüman olmak, bulûğa ermiş olmak, akıllı olmak, takvâ sahibi olmak ve mürüvvet, yani kötü davranışlardan uzak durmak. İbn Hacer’in tasnifinde adâletle ilgili cerh sebepleri beştir ve ağırlık sırasına göre dizilir: yalancılık, yalancılıkla itham, fısk, bid‘at ve cehâlet (râvinin şahsının veya hâlinin bilinmemesi).
Zabt, râvinin aldığı rivayeti tereddüde düşmeden ve değiştirmeden hocasından aldığı gibi nakletme özelliğidir. İki çeşidi vardır: zabtu’s-sadr (ezber zabtı) ve zabtu’l-kitâb (kitap zabtı) — hadisleri önce yanlışsız yazmak, aslıyla mukabele etmek, sonra her türlü değişiklikten koruyarak rivayet etmek. Ezber zabtının en önemli sorunu yaşlılıkta görülen ihtilâttır: ihtilâta düşen râvinin bu duruma gelmeden önceki rivayetleri kabul edilirken sonraki rivayetleri kabul görmez. Zabtla ilgili cerh sebepleri galat (çok yanılma), gaflet, vehim, muhalefet ve sûü’l-hıfzdır.
Zabt, adâlet gibi değişken bir niteliktir: hem râviden râviye hem de aynı râvinin hayatının farklı devrelerinde değişebilir; zabt değiştikçe rivayet ettiği hadisin sıhhat derecesi de değişir. Sehâvî, hasen li-zâtihî hadisin râvilerindeki zabtın sahîh hadis râvilerindekinden eksik olduğunu, arada başka bir fark bulunmadığını belirtir.
Abdurrahman b. Mehdî, Hakem b. Uteybe’yi “sika-sebt” diye nitelendirdikten sonra “lâkin yahtelifü” diyerek bazı rivayetlerinde ihtilâf, dolayısıyla zabtında kusur bulunduğunu belirtmiştir.