Râvi ve cerh-ta'dîl

Râvi

الراوي

Hadisi usulüne uygun biçimde öğrenen ve edâ terimlerinden biriyle nakleden kişi.

Tanım

“Su başına gidip su içmek; hadis nakletmek” anlamlarındaki rivâyet kökünden türeyen râvi, terim olarak “hadisi öğrenen ve onu edâ terimlerinden biriyle nakleden kişi” demektir. Bir hadisin sıhhatini tespitte en önemli unsur râvidir: senedde yer alan râvilerden biri veya birkaçı güvenilir değilse, diğer sıhhat ölçülerine bakılmaksızın hadisin sahîh olmadığına hükmedilir.

Güvenilirliğin iki şartı adâlet ve zabttır; bu iki vasfa sahip râviye sika denir. Ayrıca râvinin hadisi, muhaddislerce belirlenmiş sekiz muteber tahammül yolundan biriyle almış olması gerekir; aksi hâlde rivayeti değersiz kabul edilir.

Muhaddisler râvileri tabakalar hâlinde incelemiş, ilk üç tabakayı sahâbe, tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîn olarak belirlemişlerdir. Sahâbe nesli hadis rivayeti açısından âdil kabul edilir; tâbiîn ve sonrakilerin güvenilirliğine ise araştırma sonucunda karar verilir. Ricâl kitaplarında cerh ve ta‘dîli yapılan râvi sayısının 20.000 civarında olduğu tahmin edilir. IV. (X.) yüzyıldan sonra hadisler artık kitaplardan alınmaya başlandığı için cerh-ta‘dîle konu olacak râvi kalmamıştır.

Râvilerin kendi içinde dereceleri vardır: rivayette bulunabilecek konuma gelenin ilk derecesi râvi veya müsniddir; hadis kitaplarının metinlerini, senedlerini ve senedlerdeki râvilerin cerh-ta‘dîl durumlarını öğrenince muhaddis mertebesine yükselir. Kaynaklarda hâfız, hüccet ve hâkim gibi daha üst unvanlar da tarif edilir; en yüksek seviyeye ulaşana emîrü’l-mü’minîn fi’l-hadîs denir.

En çok rivayeti olan sahâbîler (müksirûn)

Mükerrerleriyle birlikte: Ebû Hüreyre 5374, Abdullah b. Ömer 2630, Enes b. Mâlik 2286, Hz. Âişe 2210, Abdullah b. Abbas 1660, Câbir b. Abdullah 1540, Ebû Saîd el-Hudrî 1170 rivayet.

AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile