İsnad ve metin

İsnâd

الإسناد

Bir hadis metnini, râvileri sırayla anarak ilk söyleyenine ulaştırma işlemi — yani rivayetin nakil zinciri.

Tanım

Sözlükte “dayanmak, yaslanmak” anlamındaki sünûd kökünden gelen isnâd, terim olarak “rivayet için kullanılan lafızlarla râvi veya râvileri anarak hadis metnini ilk söyleyenine ulaştırmak” diye tanımlanır. Bir sözü bu yolla asıl sahibine nisbet eden kişiye müsnid, böyle rivayet edilen hadise müsned denir.

Sened ile isnâd çoğu zaman eş anlamlı kullanılsa da erken dönem âlimleri ikisini ayırır: sened, hadisi nakleden râvilerin isimlerinden oluşan kısımdır; isnâd ise bu kısmı haddesenâ, ahberenâ, enbeenâ, kāle gibi rivayet lafızlarıyla birlikte sırasıyla aktarma işidir. Sonraki âlimler iki kelimeyi büyük ölçüde birbirinin yerine kullanmıştır. Her hadis, senedi ve metni (matn) olmak üzere iki kısımdan oluşur.

İsnâd uygulaması, Hz. Ömer’in hadis nakledenlere kaynaklarını sorması gibi erken uygulamalardan doğmuştur. İbn Sîrîn, İslâm toplumunda fitne ortaya çıkınca senedlerin sorulmaya başlandığını bildirir. İbn Şihâb ez-Zührî, hadise ilk defa sistemli biçimde isnâd uygulayan kişi kabul edilir; I. (VII.) yüzyılın sonunda isnâd iyice gelişmiş, II. yüzyıldaki tasnif döneminde tam şekliyle uygulanmıştır.

İsnâd, râvi sayısı bakımından âlî (ilk kaynağa en az râviyle ulaşan) ve nâzil; yapı bakımından muttasıl (kopuksuz) ve munkatı‘ (kopuk) gibi kısımlara ayrılır. Önemli bir uyarı: bir metnin senedli rivayet edilmiş olması tek başına onun sahih olduğunu göstermez. Rivayetin makbul sayılması için râvilerin sika olması, senedin kopuksuz olması, ayrıca rivayetin şâz ve illetten arınmış olması gerekir.

Tarihte ilk sistemli isnâd

İbn Şihâb ez-Zührî, hadise ilk defa sistemli biçimde isnâd uygulayan kişi kabul edilir. İbn Sîrîn’in “fitne çıkınca senedler sorulmaya başlandı” sözü de isnâdın doğuş sebebini anlatan meşhur rivayettir.

AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile