İsnad ve metin

Muallak

المعلَّق

Senedinin baş tarafından bir, birkaç ya da bütün râvileri zikredilmeden nakledilen hadis.

Tanım

Sözlükte “askıda bırakılmış” anlamına gelen muallak, hadis ilminde “senedinin baş tarafından bir veya arka arkaya birkaç râvisinin yahut bütün râvilerinin zikredilmediği hadis” olarak tanımlanır. Kopukluk musannifin kendi tarafındadır: musannif, kendisi ile üstteki bir râvi arasındaki halkaları atlayarak rivayeti doğrudan Hz. Peygamber’e, bir sahâbîye ya da bir tâbiîye isnat eder. Bu işleme ta‘lîk, muallak bir senedin tamamlanmasına ise vasl denir.

Muallak rivayetin en meşhur örnek alanı Buhârî’nin el-Câmiu’s-sahîh’idir. Bir sayıma göre eserde 1341 muallak rivayet bulunur; bunların büyük çoğunluğu eserin başka yerlerinde senedleriyle birlikte verilmiştir ve sadece 160’ının muttasıl rivayetine eserin hiçbir bölümünde rastlanmamıştır.

Muallak rivayette kullanılan kalıp önemlidir. Cezm sîgası (“söyledi”, “rivayet etti” gibi kesinlik bildiren etken kalıplar) musannifin rivayeti benimsediğine işaret ederken, temrîz sîgası (meçhul fiillerle “söylendi”, “rivayet edildi”) rivayet hakkında çekince taşındığını gösterir.

Hüküm bakımından muallak hadisler, senedin eksik kısmı sebebiyle prensipte zayıf sayılır; ancak sahih hadisleri toplamak maksadıyla yazılmış eserlerdeki muallaklar müellifin kendi değerlendirmesi açısından sahih kabul edilebilir ve bu konu tartışmalıdır. İbn Hacer el-Askalânî, Buhârî’nin muallaklarının muttasıl rivayetlerini tespit ederek Tağlîku’t-ta‘lîk adlı eserinde bir araya getirmiştir.

Buhârî’deki muallaklar

el-Câmiu’s-sahîh’teki 1341 muallak rivayetin 160’ının muttasıl tarîki eserde yer almaz. İbn Hacer’in Tağlîku’t-ta‘lîk’i, tam da bu muallakların senedlerini tamamlamak üzere yazılmıştır.

AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile