Sıhhat ve hüküm

Mevzû

الموضوع

Hz. Peygamber’in söylemediği hâlde ona nispet edilerek uydurulmuş söz.

Tanım

Mevzû, “Hz. Peygamber’in söylemediği hâlde ona isnat edilen sözler” anlamında bir hadis terimidir. Kelime “koymak, yerleştirmek” anlamındaki vaz‘ kökünden gelir. Mevzû, zayıf rivayetin en ağır türü sayılır ve teknik olarak “hadis” bile değildir.

Uydurma sebepleri kaynaklarda ayrıntılı biçimde sıralanır: mezhep ve fırka çatışmaları, siyasî hizipleşme (Hz. Ali’nin faziletleri etrafında üretilen rivayetler, Emevî-Abbâsî rekabetinin doğurduğu hanedan övgüleri), itikadî tartışmalar, insanları ibadete teşvik amacıyla “iyi niyetle” fazilet hadisi uyduran zâhid ve kıssacılar, ayrıca kavmiyetçilik saikiyle bölge ve kavim öven rivayetler.

Muhaddisler uydurmayı tespit için hem sened hem metin ölçütleri geliştirmiştir: dil bozukluğu, Kur’an’ın öğretisiyle bağdaşmama, akla ve olguya aykırılık, sahih kaynaklarda hiç bulunmama ve tarihî anakronizm. Râvi tenkidi (cerh ve ta‘dîl) ile metin tenkidi bu amaçla birlikte kullanılmıştır. Konuya ayrılmış mevzuat literatürünün başlıcaları İbnü’l-Cevzî’nin el-Mevzûât’ı, Süyûtî’nin el-Leâli’l-masnûa’sı ve İbn Arrâk’ın Tenzîhü’ş-şerîa’sıdır.

Bilinen vâzılar ve uydurma sözler

Abdülkerîm b. Ebü’l-Avcâ’nın helâl ile haramı karıştırmak için dört bin hadis uydurduğu nakledilir; Meysere b. Abdürabbih ise Kur’an okumaya teşvik için sevap hadisleri uydurmuştur. Kaynaklarda uydurma olduğu tespit edilen sözlere “Yeşilliğe ve güzel kadına bakmak gözü kuvvetlendirir” ile “Patlıcan her derde devadır” örnek verilir.

AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile