Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu'l-Enbiya» ve «Menâkıb-ı Kureyş»'de; Nesâî «Tehir» bahsinde tahric etmişlerdir. Kerem: Hayınn çokluğu demektir. Burada ondan şeref mânâsı kastedilmiştir. Ashabın sorduğu suale Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) keremin en umumî ve şumüllû manâsıyla cevâb vermiş, en kerim insanın Allah'dan en çok korkan kimse olduğunu bildirmiştir. Yani ehl-i takva olan kimsenin hayrı çok olur. Böylesi hem dünyada insanlara çok faydalı olur, hem de âhirette en yüksek dereceleri kazanır. Ashab bunu sormadıklarını söyleyince, o halde Yûsuf (aleyhisselâm) 'dır diye cevâb vermişlerdir. Yûsuf (aleyhisselâm) ’ın silsilesindeki Nebiyyullahların yerine isimlerini koyarsak şu şekli alır. Yûsuf b. Ya'kub b. İshâk b. İbrahim El-Halil. Görülüyor ki, Hazret-i Yûsuf üç peygamber in neslinden gelmiş nesep itibariyle Son derece şerefli bir zâttır. Kendinin de Peygamber olması şeref üstüne şereftir. Bundan maada Yûsuf (aleyhisselâm) yüksek ahlâk sahibi, ilm-i rüyaya aşma, dünya riyasetini son derece güzel ifa etmiş, herkese karşı şefkat ve merhamet göstermiş. Kıtlık senelerinde halkı açlıktan kurtarmış, hülâsa dünya ve âhiret hayırlarını kendinde toplamış bir zattır. Ashab bunu da sormadıklarını söyleyince maksatlarının Arab kabileleri olduğunu anlamış ve: Cahiliyyet devrinde hayırlı olan Arabların fakih ve âlim olmak şartiyle İslâm'da da insanların en hayırlısı olduklarını beyan buyurmuştur. Kâdî Iyâz diyor ki: «Bu hadîs üç sualde bütün keremin umumiyle hususiyle, mücmeliyle mufassalıyla ancak ve ancak din olduğunu tazammun etmektedir.» Arabların madenlerinden murad asılları yani Arab kabileleridir.