Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Mescidler ve Namaz Yerleri (no. 1384)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ وَاقِعَةٌ فِي حُجْرَتِي .
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İbn Nümeyr rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Vekî' Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe 'den' naklen rivâyet etti. Âişe şöyle dedi: ' Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ikindiyi güneş benim odama vurmakda iken kılardı.» Ebû Mes'ûd hadîsini Buhârî «Bed'ü’l-Halk» ve -Mevâ-kîtü's - Salât» bahislerinde; Âişe hadîsini de mezkûr hadîsin sonunda rivâyet ettiği gibi Ebû Dâvûd , Nesâî ve İbn Mâce dahi «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Ebû Mes'ûd hadîsinde namazın yalnız sayısı bildirilmiş; vakitlerden bahsedilmemiş ise de namazın günde beş defa kılınması, onun ayrı ayrı beş vakitde kılınmış olmasını istilzam eder. Muhâtaplarca vakitler ma'lûm olduğu için Hazret-i Ebû Mes'ûd yalnız namazın sayısını bildirmekle iktifa etmişdir. Hazret-i Mugîratü'bnü Şu'be hakkında: «Bir gün namazı geç kıldı...» denilmesi, bu işi âdet hâline getirmeyip bazen yaptığına işaret içindir. Benî Ümeyme hükümdarları bilhassa ikindiyi çok geç kılarlarmış. Velîd b. Utbe namazları Hazret-i Osman (radıyallahü anh) zamanında vakit çıkdıkdan sonra kılarmış. Bu sebeple Hazret-i İbn Mes'ûd (radıyallahü anh) kendisine inkâr ve ihtarda bu-lunurmuş. Hattâ Atâ'nın rivâyetine göre Velîd bir defa Cum'â namazını akşam üzeri kıldırmış. Haccâc’ın âdeti de buymuş. Ömer b. Abdilâzîz'e gelince: O, namazı ancak müstehâb olan vaktinden sonraya bırakmış; namazın vaktini geçirmemişdir. Hazret-i Ömer b. Abdilâzîz pek büyük bir zât olduğu için onun hakkında böyle bir îtikatda bulunmak doğru değildir. Hazret-i Urve'nin, ona ihtarda bulunması Cibrîl (aleyhisselâm) 'ın kıldırdığı faziletli vakitde kılmayıp biraz geciktiği içindir. İbn Abdilber: «Maksad onun müstehâb vakit çıkıncaya kadar namazı geciktirdiğini anlatmakdır; yoksa güneş kavuşuncaya kadar geciktirmiş değildir.» demişdir. Buhârî 'nin rivâyetinde Hazret-i Mugîra'nın Irak'da vali bulunduğu sıralarda namazı geciktirdiği bildirilmektedir. Müslim in rivâyetinde Irak yerine Küfe zikredilmişdir. Mamafih iki rivâyet arasında münâfât yokdur. Çünkü Küfe, Irak şehirlerinden biridir. Anlaşılıyor ki Hazret-i Ömer b. Abdilâzîz bir defa,ikindiyi geciktirmiş; kendisine Urve (radıyallahü anh) ihtarda bulunmuş; bir de Mugîra İbn Şu'be namaz vaktini biraz geciktirmiş; onu da Ebû Mes'ûd-u Ensârî (radıyallahü anh) muâha-ze etmişdir. Delilleri Cibrîl hadîsidir. Ömer ile Mü'gîra (radıyallahü anhûma) 'nın namazı geciktirmeleri hususunda Nevievîi Bunlar yâ bu hadîsi duymamış yahut vakit çıkmamak şartı ile namazı bir parça geç kılmayı caiz görmüşlerdir. Nitekim bizim mezhebimiz ile cumhûr-u ulemânın mezhebi de budur...» diyor. Hazret-i Mugîra'nın Ebû Mes'ûd'a ne cevap verdiği belli değildir. Zahire bakılırsa onun dediğine dönmüştür. İbn İshâk'ın beyânına göre Cebrail (aleyhisselâm) ’in namaz kılmak için gelişi Isrâ gecesinin ertesi günüdür. Ebû Dâvûd ile Tirmizî 'nin ve diğer bâzı hadîs ulemâsının rivâyet ettikleri İbn Abbâs hadîsi ile Cibrîl (aleyhisselâm) ’in İmâm olduğunu gösteren daha başka hadîsler Hazret-i Cibrîl'in arka arkaya iki gün geldiğini; birinci gün namazları vakitlerinin evvellerinde, ikinci gün ise sonlarında kıldırdığını ifâde etmektedirler. Kâdi İyâz, Cibrîl (aleyhisselâm) ’in İmâm olduğunu kabule pek meyyal görünmemekde ve: «Anlaşılan Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Cibrîl (aleyhisselâm) 'dan sonra kılmışdir.» demekde ise de Bâbımızın birinci hadîsinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in: « Cibrîl inerek bana İmâm oldu...» buyurmuş olması Kâdı'nın mezkûr te'vîlini reddetmektedir. Hadîsdeki: «Sonra o kılmış, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de (ona uyarak) namaz kılmışdı.» ifâdesi: « Cibrîl (aleyhisselâm) namazın hangi cüz'ünü kılarsa, arkasından Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) de ona tâbi oluyor; o da ayni şey'i yapıyordu.» ma'nâsına hamlolunur. Nevevî diyor ki: «Sonra o kılmış, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'de (ona uyarak) namaz kılmışdı.» cümlesi bu şekilde beş def'â tekrârlanmışdır. Bunun ma'nâsı: Cibrîl (aleyhisselâm) namazın hangi cüz'ünü kılarsa Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'de onu kılardı. Her ikisinin namazı bu suretle tamam oldu; demekdir.» Hazret-i Âişe hadîsinin bir rivâyetinde: «Güneş Âişe 'nin odasında iken, oradan çıkmadan.», diğer bir rivâyetinde: «Güneş benim hücremde görünmekde iken», üçüncü bir rivâyetde: «Güneş henüz Âişe 'nin odasında iken; gölge yayılmadan.», diğer bir rivâyetde de: «Güneş benim odama vurmakda iken kılardı.» denilmektedir. Bu ta'-bîrlerin hepsinden murâd Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ikindiyi vaktinin evvelinde kıldığını beyândır. cümlesinin ma'nâsı güneş çıkmadan önde demektir. Yani buradaki zuhurdan murâd yukarıya çıkmakdır. Hazret-i Âişe ’nin odası dar ve alçak idi. Onun için güneş çabucak çekilir; görünmez olurdu. Gölgenin zuhurundan murâd: Odanın içine yayılmasıdır. Zuhur kelimesinin güneşe nisbetle odadan çıkmak, gölgeye nisbetle ise odanın içine yayılmak mânâsına gelmesi mânâ i'tibârı ile birbirine zıt değildir. Çünkü gölgenin yayılması ancak güneş çıkdıkdan sonra mümkün olur.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbMescidler ve Namaz Yerleri · Mescidler ve Namaz Yerleri
Hadis No1384
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.