وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحِيمِ، عَنْ زَيْدِ، بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ عَنْ يَحْيَى بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ أُمِّ الْحُصَيْنِ، جَدَّتِهِ قَالَتْ حَجَجْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَجَّةَ الْوَدَاعِ فَرَأَيْتُ أُسَامَةَ وَبِلاَلاً وَأَحَدُهُمَا آخِذٌ بِخِطَامِ نَاقَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالآخَرُ رَافِعٌ ثَوْبَهُ يَسْتُرُهُ مِنَ الْحَرِّ حَتَّى رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ . قَالَ مُسْلِمٌ وَاسْمُ أَبِي عَبْدِ الرَّحِيمِ خَالِدُ بْنُ أَبِي يَزِيدَ وَهُوَ خَالُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلَمَةَ رَوَى عَنْهُ وَكِيعٌ وَحَجَّاجٌ الأَعْوَرُ .
Türkçe Çeviri
Bana Ahmed b. Hanbel rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammedü'bnü Seleme, Ebû Abdirrahim'den, o da Zeyd b. Ebi Üneyse'den, o da Yahya b. Husayn'dan, o da ninesi Ümmü'l-Husayn'dan naklen rivâyet etti. Ümmül-Husayn Şöyle dedi: «Veda haccında Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte haccettim de Üsâme ile Bilâl'ı gördüm. Biri Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in devesinin yularını tutuyor; diğeri elbisesini kaldırarak onu sı caktan örtüyordu. Böylece Cemre-i Akabede taşları attı.» Müslim der ki: «Ebû Abdirrahîm'in adı: Hâlid b. Ebî Yezîd'dir. Bu zât, Muhammed b. Seleme'nin da yısıdır. Ondan V«ki ile Haccâc-ı A'ver hadis rivâyet etmişlerdir.» Mücedda': Uzuvları kesilmiş, manasınadır. Burnu, kulağı ve dudağı kesik olan kimseye «Ecda'», müennesine de «Ced'â» denir. Kölenin muhtelif azasının kesilmiş olması, onun kıymetsizliğine delildir. Siyahlığı da ayrı bir noksanlık sayılır. Böyle hem köle, hem muhtelif uzuvları kesik, hem de siyah olan bir insan âdette son derece ehemmiyetsiz ve kıymetsizdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) , Allah'ın kitabıyla hükmetmek şartıyle böyle bir insan bile Ülü’l-Emîr olsa kendisine itaati emir buyurmuştur. Burada şöyle bir suâl hatıra gelebilir: «Bazı rivâyetlere göre halîfenin Kurası olması bile şart kılınmışken, köleden nasıl Ülü’l-Emîr olabilir?» Bu suâle iki türlü cevap verilmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com