Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Hac (no. 2956)
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ قَالَ أَضْلَلْتُ بَعِيرًا لِي فَذَهَبْتُ أَطْلُبُهُ يَوْمَ عَرَفَةَ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاقِفًا مَعَ النَّاسِ بِعَرَفَةَ فَقُلْتُ وَاللَّهِ إِنَّ هَذَا لَمِنَ الْحُمْسِ فَمَا شَأْنُهُ هَا هُنَا وَكَانَتْ قُرَيْشٌ تُعَدُّ مِنَ الْحُمْسِ .
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd hep birden İbn Uyeyne'den rivâyet ettiler. Amr (Dedi ki) : Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dan rivâyet etti. O da Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im'i babası Cübeyr b. Mut'im'den naklen rivâyet ederken dinlemiş. Cübeyr Şöyle dedi: Bir devemi kaybettim de Arafe günü onu aramağa gittim ve Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’i halkla birlikte Arafat'ta vakfe hâlinde gördüm. Bunun üzerine; — «Vallahi bu, Hums'tandır; onun burada ne işi var?» dedim. Kureyş, Hums'tan sayılırdı. Bu hadîsi Buhârî «Hacc» bahsinde tahrîc etmiştir. Hazret-i Cübeyr'in: «Vallahi bu, Hums'tandır. Onun burada ne işi var?» diye işaret ettiği zât Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’dir. Hums: Ahmes'in cem'idir. Ahmes: Sert yer mânâsına gelir. Kureyş, Kinâne ve onlara tâbi olan bâzı kabileler dînlerinde salâbet'gösterdikleri yahut «Hamsâ»ya (yani Kabe'ye) sığındıkları için kendilerine Hums lâkabı verilmiştir. Hamaset: Her şeyde şiddet göstermektir. Câhiliyet devrinde Kureyş, Kinâne ve Cedîle gibi kabileler bir yabancıya kız verirlerse doğacak çocuğun kendi dînlerinde olmasını şart koşarlarmış. İbn İshâk diyor ki: «Bilemiyorum! Fil vak'asından önce mi, sonra mı Kureyş kabilesi Hums mes'elesini kendi fikirleriyle ortaya atmış ve Arafat'ta vakfeyle oradan ifâzayı terketmişlerdir. Hâlbuki bunun meşâirden ve haccdan olduğunu bilir, ikrar ederlerdi. Bununla beraber: Biz, harem ehliyiz; Hums biziz. Hums, Harem halkıdır. Hums'a ihram halindeyken kurutulmuş Süt ve yağ yemek, kıldan yapma çadırlara girmek, deriden başka çadırların gölgesinde gölgelenmek gibi şeyler memnudur. Mikaat dışında yaşıyanların, hacc veya Ömre için Hareme getirdikleri yiyecekleri yemeleri caiz değildir. Beyt-i Şçrîfe geldikleri vakit ilk tavafı da ancak Hums elbisesi içinde yaparlar... derlermiş.» Süheylî bunların Rahbâniyyet mezhebini tuttuklarını, kadınlarının yün ve yapağı gibi şeyleri dokumadıklarını söylüyor. İbrâhim-i Harbî dahi: «Kureyş hacc veya ömreye niyet ettiler mi et yemezler; Mekke'ye geldikleri vakit üzerlerindeki elbiseyi çıkarırlardı.» diyor. Kabe'ye: «Hamsa» adını vermeleri: Taşlarının siyaha çalar beyaz olmasındandır. Hazret-i Cübeyr'in: «Onun burada ne işi var?» sözü, teaccüb ve inkârının ifadesidir. Kâdi İyâz'in beyânına göre Cübeyr (radıyallahü anh) ’ın devesini kaybetmesi hicretten önceki haccındadır. O zaman henüz müslüman olmamıştı. Müslümanlığı kabulü ya Mekke'nin fethinde yahut Hayber gazâsındadır. Kirmânî bu hususta şunları söylemiştir: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Arafat'taki vakfesi hicretin 10 uncu yılındaydı. Cübeyr b. Mutim o zaman müslümanlığı kabul etmiş bulunuyordu. Çünkü Cübeyr, Mekke'nin fethinde hattâ daha evvel Hayber vak'asında müslüman olmuştu. Şu hâlde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i görünce inkâr ve taaccüb yoluyla sorduğu bu suâlin hikmeti nedir?» Bu suâle yine kendisi cevap vermiş ve: «İhtimâl ki o zaman Hazret-i Cübeyr, Teâlâ Hazretlerinin: (Sonra sizde başkalarının akın ettiği yerden akın edinl) âyet-i kerîmesini henüz duymamıştır. Yahut suâli inkâr ve teaccüb için değil, Kureyş'e gösterdiği muhalefetin hikmetini anlamak içindir. Ve ihtimâl ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Arafat'taki vakfesi hicretten öncedir.»' demiştir.' Aynî , Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in nübüvvetten evvel ve sonra birçok defalar haccettiğini, hicretten sonra ise yalnız bir defa hacca gittiğini kaydettikten sonra . İbn Huzeyme ile İshâk b. Râhuye'nin rivâyet ettikleri Cübeyr hadîsini naklediyor. Bu hadîste: «Vaktiyle Kureyş yalnız Müzdelife'den dönerler ve: «.— Biz, Humsuz. Binâenaleyh Haremden çıkamayız! derlerdi. Arafâtta vakfeyi terk etmişlerdi. Ben, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i câhiliyet devrinde halkla birlikte Arafatta devesinin üzerinde vakfe yaparken görmüşümdür. Sonra kavmi ile birlik Müzdelife'de sabahlar, onlarla beraber vakfe yapar, onlar döndüğü vakit o da dönerdi.» denilmektedir, İshâk'in rivâyetinde Hazret-i Cübeyr'in: «Ben, câhiliyet devrinde eşeğimi kaybettim de Arafat'ta buldum. Ve Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'ı Arafât'ta şâir insanlarla birlikte vakfe yaparken gördüm. Müslüman olduğum zaman anladım ki Allah, onu, bu işe tevfik buyurmuş.» dediği bildiriliyor.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbHac · Hac
Hadis No2956
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.