وَحَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَرْعَرَةَ السَّامِيُّ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى قَبْرٍ .
Türkçe Çeviri
Bana Ebû'r-Rabî Ez-Zehrânî ile Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn El - Cahderi rivâyet ettiler. Lâfız Ebû Kâmil'indir. Dediler ki: Bize Hammâd yani İbn Zeyd, Sâbit-i Bünânî'den, o da Ebû Rafi’den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti ki, kara bir kadın — yahut bir genç.— mescidi süpürtiyormuş. (Bir gün) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu göremiyerek soruşturmuş. Ashâb: — «O, öldü!» demişler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) -- — Bana haber vermeli değimiydiniz? buyurmuş. Râvi diyor ki: Galiba ashâb, bu kadının — veya gencin— umurunu küçümsemişler. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) — «Bana onun kabrini gösterin.» dedi. Ashâb kabrini gösterdiler. O da kabrinin üzerine cenaze namazını kıldı. Sonra: — «Şüphesiz ki bu kabirler, sahipleri için karanlıkla doludur. Allah (azze ve celle) benim namazım sebebiyle kabirleri onlara aydınlatır. Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu's - Salât» ile «Cenâiz» bahsinde; Ebû Dâvûd ile İbn Mâce «Cenâiz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in arayıp göremediği kara bir kadın mı yoksa kara bir erkek mi olduğunda râvi şekketmiştir. Şekkeden râvînin Sâbit mi yoksa Ebü Râfi'mi olduğu belirtilememişse de, zahire bakılırsa Sabit' dir. Çünkü bu hadisi ondan bir cemâat şekk ile rivâyet etmişlerdir. Buhârî 'nin tahrîc ettiği diğer bir rivâyette râvi Hammâd: «Ben, bu ölenin bir kadından başkası olacağınıtahmin etmiyorum.» demiştir. Filhakika İbn Huzeyme' nin tahrîc ettiği rivâyette Hazret-i Ebû Hüreyre vefat edenin siyah bir kadın olduğunu seksiz olarak beyân etmiştir. Beyhâki'nin rivâyetinde ise ölen kadının Ümmü Mihcen olduğu, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in suâline Hazret-i Ebû Bekir'in cevap verdiği beyân edilmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in «neden bana bildirme-diniz?» diye adetâ çıkışması, cenaze namazını kılmak istediği içindir. Çünkü hadîsin sonunda beyân buyurulduğu vecihle onun namazı ölüler için bir rahmet ve nurdur. Hadisin son cümlesini Buhârî tahrîc etmemiştir. Ulemâdan bâzılarına göre buna sebep; Mezkûr cümlenin müdrec olmasıdır. Bir çok râviler onu Sâbit'in mürseîlerinden saymışlardır. İbn Hibbân’ın rivâyetinden, kabrin «Bakî» de olduğu anlaşılıyor. Yine onun rivâyetine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in suâline ashâb-i kirâm: «oruçlu olduğunu söylemiştin de, seni rahatsız etmekten çekindik.- diye cevap vermişler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir daha böyle yapmamalarını kendilerine tembih etmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com