Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · İman · 118← ÖncekiSonraki →
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, İman (no. 118)
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَنْ، لَقِيَ الْوَفْدَ الَّذِينَ قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ ‏.‏ قَالَ سَعِيدٌ وَذَكَرَ قَتَادَةُ أَبَا نَضْرَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ فِي حَدِيثِهِ هَذَا ‏.‏ أَنَّ أُنَاسًا مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّا حَىٌّ مِنْ رَبِيعَةَ وَبَيْنَنَا وَبَيْنَكَ كُفَّارُ مُضَرَ وَلاَ نَقْدِرُ عَلَيْكَ إِلاَّ فِي أَشْهُرِ الْحُرُمِ فَمُرْنَا بِأَمْرٍ نَأْمُرُ بِهِ مَنْ وَرَاءَنَا وَنَدْخُلُ بِهِ الْجَنَّةَ إِذَا نَحْنُ أَخَذْنَا بِهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ آمُرُكُمْ بِأَرْبَعٍ وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ اعْبُدُوا اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَصُومُوا رَمَضَانَ وَأَعْطُوا الْخُمُسَ مِنَ الْغَنَائِمِ وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ وَالنَّقِيرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ مَا عِلْمُكَ بِالنَّقِيرِ قَالَ ‏"‏ بَلَى جِذْعٌ تَنْقُرُونَهُ فَتَقْذِفُونَ فِيهِ مِنَ الْقُطَيْعَاءِ - قَالَ سَعِيدٌ أَوْ قَالَ مِنَ التَّمْرِ - ثُمَّ تَصُبُّونَ فِيهِ مِنَ الْمَاءِ حَتَّى إِذَا سَكَنَ غَلَيَانُهُ شَرِبْتُمُوهُ حَتَّى إِنَّ أَحَدَكُمْ - أَوْ إِنَّ أَحَدَهُمْ - لَيَضْرِبُ ابْنَ عَمِّهِ بِالسَّيْفِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ أَصَابَتْهُ جِرَاحَةٌ كَذَلِكَ ‏.‏ قَالَ وَكُنْتُ أَخْبَأُهَا حَيَاءً مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ فَفِيمَ نَشْرَبُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ فِي أَسْقِيَةِ الأَدَمِ الَّتِي يُلاَثُ عَلَى أَفْوَاهِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَرْضَنَا كَثِيرَةُ الْجِرْذَانِ وَلاَ تَبْقَى بِهَا أَسْقِيَةُ الأَدَمِ ‏.‏ فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَإِنْ أَكَلَتْهَا الْجِرْذَانُ وَإِنْ أَكَلَتْهَا الْجِرْذَانُ وَإِنْ أَكَلَتْهَا الْجِرْذَانُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَشَجِّ عَبْدِ الْقَيْسِ ‏"‏ إِنَّ فِيكَ لَخَصْلَتَيْنِ يُحِبُّهُمَا اللَّهُ الْحِلْمُ وَالأَنَاةُ ‏"‏ ‏.‏
Türkçe Çeviri
Bize Yahya b. Eyyûb rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn Uleyye rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Saîdü'bnü Ebi Arûbe Katâde'den naklen rivâyet etti. Katâde Dedi ki: «Bize Abdülkays kabilesinden Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e gelen hey'etle görüşen biri rivâyet etti. Said Dedi ki: — Katâde Ebû Nadra dan, onun da Ebû Said-i Hudrî'den naklen rivâyet ettiği bu hadîsinde (şöyle demektedir) : Abdülkays kabilesinden bir takım insanlar Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e gelerek: «Ya Nebiyyallâh! Bizler Kabîa'dan bir cemaatız. Seninle aramızda Mudar kâfirleri vardır. (Bu sebeble) haram aylardan başka zamanlarda sana gelemiyomz. Şimdi bize öyle bir şey emret ki onu bizden sonra gelenlere emredelim ve onu yaptığımız takdirde biz de onunla cennete girelim.» dediler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Size dört şey emrediyorum; dört şeyden de sizi nehyediyorum: Allaha ibâdet edin; ve ona hiç bir şeyi şerik koşmayın. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Ramazanı tutun, ganimetlerin beşte bîrini de verin , buyurdu. Hey'et: «Yâ Nebiyyallâh! Nakir hakkında malumatın var mı?» dediler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Hay hay, bir hurma kütüğüdür. Onu oyar, İçine ufak hurmalardan atarsınız buyurdu. Said Dedi ki: Yahut «Kuru hurma atarsın, dedi. (Ve sözüne devamla) sonra içine su dökersiniz. Tâ ki galeyanı yatıştı mı onu içersiniz. Hatta sizden biriniz (yahut onlardan biri) amcasının oğlunu kılıçla pekâlâ vurur!» buyurmuşlar. — O cemaatin içinde kendisine bu gûnâ bir yara isabet etmiş bir adam varmiş.O zat şunları söylemiş «Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den utandığıma bu yarayı gizliyordum. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in mezkur izahatı üzerine: «O halde biz ne içinden su içeceğiz Ya Resûlüllah ? dedim.» «Ağızları bağlanan deri su kaplarından» buyurdular. Gelen hey'et: «Ya Resûlallah ! Bizim arazîmiz çok sıçanlıktır. Orada deriden ma'mul su kapları duramaz.» dediler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ise (üç defa) : «Onları fareler de yese, onları fareler de yese; onları fareler de yese» buyurdular. Sa'd Dedi ki: Nebiyyullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Abdülkays'in Eşeec'ine: «Hakikaten sende Allahın sevdiği iki haslet var: Vakar ve teenni.» buyurmuşlar. Hadîsin râvilerinden Said b. Ebî Arûbe ömrünün sonuna doğru bunamış ve bildiği hadisleri karıştırmağa başlamıştır. Kaide icâbı böylelerin sağlamken rivâyet ettikleri makbul, bunadıktan sonra rivâyet ettikleri ile hangi devirde rivâyet ettikleri şüpheli olanlar merdûddur. Sahîhayn'da bu gibi zevattan rivâyet edilen hadîsler sıhhat devirlerine, yani bunamazdan önceki zamanlara aid kabul edilir. Gelen hey'etin: Nakîr hakkında ma'lûmatın var mıdır?» diye sormaları, onu bilmediğini zannettikleri içindir. Çünkü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in yaşadığı yerlerde bu kap kullanılmazdı. « jy-ü:» » Kelimesi 8 şekillerinde de rivâyet edilmiştir. Hatta bazı rivâyetlerde bu fiillerin if âl Bâbından kullanıldığı görülmüştür. Bununla beraber bütün şekillerinde bu kelime karıştırmak ma'nasına gelmektedir. Kutay'â: Bir nevî' ufak hurmadır. Hurmanın koruğudur, diyenler de vardır. «Sizden biriniz» yahut «Onlardan biri amcası oğlunu kılıçla vurur.» cümlesinin ma'nası şudur: Bir kimse bu şırayı içtimi sarhoş olur; aklı gider; ve sarhoşluk kendisini cûş-u huruşa getirir. Nihayet o derece coşar ki en ziyade sevdiği dostu ve akrabası olan amcası oğlunu bile vurur. Bu da şüphesiz pek büyük bir fesaddır. Demek oluyor ki hadis-i şerifde içkinin en büyük mazarratı zikredilmek suretiyle sair zararlarına tenbih ve işaret buyurulmuştur. «Sizden biriniz» yahut «Onlardan biri» ifadesi râvinin şekkini göstermektedir. Hey'etin içindeki yaralı zâtın ismi Cehmü'bnü Kuşem'dir. Bu zât tıpkı Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in buyurduğu şekilde sarhoş olan amcası oğlu tarafından bacağından yaralanmıştı. Onun için de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den utanıyor ve yaralı olduğunu ondan gizliyordu. Lâkin Fahr-ı kâinat (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimiz nübüvvetine bu da bir nîşâne olmak üzere gaibten haber vererek mezkûr yarayı olduğu gibi anlattı. cümlesi ekseri asıl nüshalarda bu şekilde rivâyet edilmişse de bazı rivâyetlerde denildiği görülmüştür. Bunların ikisinin ma'nası da sahihtir. Zira birinci rivâyete göre ma'nâ: «Deri kapların ağızlarına ip dolanarak onunla bağlanırlar.» İkinciye göre «Su kaplan ağızlarından bağlanırlar» demek olur. cümlesi: şeklinde de rivâyet olunmuştur. Cirzân: Cürazın cem'idir. Manası bazılarına göre bir nevi faredir. Diğer bazılarına göre erkek farelerdir. Mutlak surette faredir diyenler de vardır, Abdülkays hey'eti şeriatı Muhammediyyenin, kolaylık üzerine kurulmuş bir din-î ilâhî olduğunu bildikleri için, yerlerinin çok fârelik olduğunu söylemekle Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den bu bâbta bir ruhsat ümid etmişlerse de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendilerine ruhsat vermemiştir. Çünkü farelerden korunmanın, ruhsat icâbettirecek derecede güç bir iş olduğunu kabul etmemiş; ve fareler yese dâhi suyu deri kaplardan içmeleri gerektiğini üç defa tekrarlayarak beyan buyurmuştur.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İman
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · Bâbİman · İman
Hadis No118
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile