Ana sayfa/Olaylar/Tâif Kuşatması

Tâif Kuşatması

8. yıl · 630 M13 rivayetGazve

Huneyn'in ardından Sakîf kabilesinin sığındığı Tâif'in kuşatılması.

← Tüm olaylar
BuhârîSahîhBuhârî · Megāzî (Gazveler) · 4324
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، سَمِعَ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّهَا أُمِّ سَلَمَةَ ـ رضى الله عنها ـ دَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدِي مُخَنَّثٌ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ يَا عَبْدَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ الطَّائِفَ غَدًا فَعَلَيْكَ بِابْنَةِ غَيْلاَنَ، فَإِنَّهَا تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ‏.‏ وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَدْخُلَنَّ هَؤُلاَءِ عَلَيْكُنَّ ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ عُيَيْنَةَ وَقَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ الْمُخَنَّثُ هِيتٌ‏.‏ حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ عَنْ هِشَامٍ بِهَذَا، وَزَادَ وَهْوَ مُحَاصِرٌ الطَّائِفَ يَوْمَئِذٍ‏.‏
Bize Hişâm, babası Urve'den; o da Ebû Seleme'nin kızı Zeyneb'den; o da annesi Ümmü Seleme (radıyallahü anha) 'den tahdîs etti (o, şöyle demiştir) : Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yanıma girdi. O sırada yanımda bir muhannes kişi bulunuyordu. İşittim ki o, kardeşim Abdullah ibn Umeyye'ye: — Yâ Abdallah! Ne dersin, eğer Allah yarın size Tâif'in fethini müyesser kılarsa sana gereken, Gaylân'ın şişman kızını yakalamandır. O kız (semizlikten karnı) dört büklüm karşılar, sekiz büklüm de arkaya döner! diyordu. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : — "Bu kabil muhannesler bir daha yanımıza sakın girmesin" buyurdu. Râvî Sufyân ibn Uyeyne: — İbn Cureyc: Bu muhannesin adı Hît'tır, dedi, demiştir. Bize Mahmûd ibn Gaylân tahdîs etti: Bize Ebû Usâme, Hişâm'dan bu hadîsi tahdîs etti ve " Peygamber o gün Tâif'i muhasara etmekteydi" fıkrasını ziyâde etti.
Detay →
BuhârîSahîhBuhârî · Nikâh · 5235
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ عِنْدَهَا وَفِي الْبَيْتِ مُخَنَّثٌ، فَقَالَ الْمُخَنَّثُ لأَخِي أُمِّ سَلَمَةَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ إِنْ فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ الطَّائِفَ غَدًا أَدُلُّكَ عَلَى ابْنَةِ غَيْلاَنَ، فَإِنَّهَا تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَدْخُلَنَّ هَذَا عَلَيْكُنَّ ‏"‏‏.‏
Bize Abdetu, Hişâm ibn Urve'den; o da babasından; o da Ümmü Seleme'nin kızı Zeyneb'den; o da Ümmü Seleme'den şöyle tahdîs etti: Evde hareketlerini kadına benzeten bir muhannes bulunduğu sırada, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Ümmü Seleme'nin yanında olmuştu. Bu sırada o muhannes kişi, Ümmü Seleme'nin erkek kardeşi Abdullah ibn Ebî Umeyye'ye hitaben: — Allah yarın size Tâif i fethederse, ben sana Ğaylân'ın kızına delâlet ederim. O kız (semizlikten dolayı karnı) dört büklümle karşılar, sekiz büklümle de arkaya döner, dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : — "Bu, bir daha sizin yanınıza girmesin!" buyurdu
Detay →
Ebû DâvûdSahîhEbû Dâvûd · Edeb · 4929
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، - يَعْنِي ابْنَ عُرْوَةَ - عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا وَعِنْدَهَا مُخَنَّثٌ وَهُوَ يَقُولُ لِعَبْدِ اللَّهِ أَخِيهَا إِنْ يَفْتَحِ اللَّهُ الطَّائِفَ غَدًا دَلَلْتُكَ عَلَى امْرَأَةٍ تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَخْرِجُوهُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ الْمَرْأَةُ كَانَ لَهَا أَرْبَعُ عُكَنٍ فِي بَطْنِهَا ‏.‏
Hazret-i Ümmü Seleme 'den (rivâyet edildiğine göre bir gün Peygamber'in hanımlarının) yanında, kadın tabiatlı bir erkek varken Hazret-i Peygamber yanlarına gelivermiş. O sırada (bu kadın tabiatlı erkek, Hazret-i Ümmü Seleme'nin) erkek kardeşi Abdullah'a: " Eğer yarın Allah size Tâif'i fethetmeyi nasib ederse sana bir kadın göstereceğim. Dörtle gelir, sekizle gider" demekteymiş. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hanımlarına hitaben: " Böylelerini evlerinizden çıkanırız" buyurmuştur. Ebû Dâvûd Ebû Dâvûd dedi ki: Bahsedilen kadının karnında dört boğum vardı.
Detay →
İbn MâceSahîhİbn Mâce · Hadler (Hudûd) · 2614
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَيْهَا فَسَمِعَ مُخَنَّثًا وَهُو يَقُولُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ إِنْ يَفْتَحِ اللَّهُ الطَّائِفَ غَدًا دَلَلْتُكَ عَلَى امْرَأَةٍ تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَخْرِجُوهُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ ‏"‏ ‏.‏
“... ( Peygamber 'in zevcelerinden) Ümmü Seleme (radıyallahü anha) 'dan rivâyet edildiğine göre : (Tâif'in muhasarası esnasında) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onun yanına girdi. O esnada —Ümmü Seleme'nin kardeşi Abdullah bin Ebî Ümeyye ve kölesi muhannes orda idiler. — Muhannes'in Abdullah bin Ebî Ümeyye'ye şöyle söylediğini işitti. Eğer Allah yarın Tâif'in fethini nasîb etse sana öyle (genç) bir kadın göstereceğim (yani senin için yakalıyacağım) ki dört büklümle karşılar ve sekiz büklümle arkaya döner. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : (Ey mü'minler) bu (muhannes) herifleri evlerinizden çıkarınız. ) buyurdu. "
Detay →
İbn MâceSahîhİbn Mâce · Nikâh (Evlilik) · 1902
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ عَلَيْهَا فَسَمِعَ مُخَنَّثًا وَهُوَ يَقُولُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ إِنْ يَفْتَحِ اللَّهُ الطَّائِفَ غَدًا دَلَلْتُكَ عَلَى امْرَأَةٍ تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَخْرِجُوهُ مِنْ بُيُوتِكُمْ ‏"‏ ‏.‏
“... Peygamber 'in eşlerinden Ümmü Seleme (radıyallahü anha) 'den rivâyet edildiğine göre: (Tâif in muhasarası esnasında) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onun yanına girmiş. O sırada (Ümmü Seleme'nin kardeşi Abdullah bin Ebî Ümeyye (radıyallahü anh) ve kölesi Muhannes orada idiler. ) Muhannesin Abdullah bin Ebî Ümeyye (radıyallahü anh) 'a şöyle söylediğini efendimiz işitti = Eğer Allah yarın Tâif in fethini müyesser eylerse ben sana öyle bir (genç) kadın göstereceğim (yani senin için yakalıyacağım) ki (semizlikten karnı) dört büklüm karşılar, sekiz büklümle de arkaya döner. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : (Ey Mü'minler!) bu herifi evlerinizden çıkartınız. ) buyurdu. " 1978) Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) ’den: Şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendini (kasden) erkeklere benzeten kadına ve kendini (kasden) kadınlara benzeten erkeğe lanet etmiştir. " 1979) '..... (Abdullah) bin Abbâs (radıyallahü anhüma) 'dan; Şöyle demiştir : Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) erkeklerden kendilerini (kasden) kadınlara benzeten erkeklere ve kadınlardan kendilerini (kasden) erkeklere benzeten kadınlara lanet etmiştir. "
Detay →
MüslimSahîhMüslim · Selâm · 5690
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، أَيْضًا - وَاللَّفْظُ هَذَا - حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ، بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ مُخَنَّثًا، كَانَ عِنْدَهَا وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْبَيْتِ فَقَالَ لأَخِي أُمِّ سَلَمَةَ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أُمَيَّةَ إِنْ فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ الطَّائِفَ غَدًا فَإِنِّي أَدُلُّكَ عَلَى بِنْتِ غَيْلاَنَ فَإِنَّهَا تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ ‏.‏ قَالَ فَسَمِعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لاَ يَدْخُلْ هَؤُلاَءِ عَلَيْكُمْ ‏"‏ ‏.‏
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Küreyb rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Veki' rivâyet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Cerir haber verdi. H. Bize Ebû Küreyb dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Muâviye rivâyet etti. Bu râvilerin hepsi Hişam'dan rivâyet etmişlerdir. H. Bize yine Ebû Küreyb rivâyet etti. Lâfızı şudur: Bize İbn Nümeyr rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Hişâm babasından, o da Zeyneb binti Ümmü Seleme'den, o da Ümmü Seleme'den naklen rivâyet »etti ki: Kadın tabiatlı bir adam evde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in yanında bulunuyormuş. Ümmü Seleme'nin kardeşine: — Yâ Abdellah b. Ebî Ümeyye! Yaruı Allah size Tâif'i fethederse sana filancanın kızını göstereceğim. Çünkü o kız dörtle gelir, sekizle gider, demiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu İşitmiş de: «Bunlar sizin yanınıza girmesin!» buyurmuşlar.
Detay →
MuvattaSahîhMuvatta' · Vasiyetler (Vesâyâ) · 1459
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ مُخَنَّثًا، كَانَ عِنْدَ أُمِّ سَلَمَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْمَعُ يَا عَبْدَ اللَّهِ إِنْ فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْكُمُ الطَّائِفَ غَدًا فَأَنَا أَدُلُّكَ عَلَى ابْنَةِ غَيْلاَنَ فَإِنَّهَا تُقْبِلُ بِأَرْبَعٍ وَتُدْبِرُ بِثَمَانٍ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَدْخُلَنَّ هَؤُلاَءِ عَلَيْكُمْ ‏"‏ ‏.‏
Ebû Urve (radıyallahü anh) 'dan: Yumuşak huylu ve erkekliği kalmamış bir kişi, Hazret-i Peygamber in hanımı Ümmü Seleme (radıyallahü anha) 'in yanındayken Abdullah b. Ebi Ümeyye (radıyallahü anh) 'ye şöyle dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'da onun sözünü duyuyordu: «Ya Abdullah! Allah (celle celâlüh) size yarın Taif şehrini fethetmeyi nasip ederse tavsiye ederim, Gaylan'ın kızının yanına git, o kadın o kadar semiz ki önden bakınca karnının eti dört kat, yanlardan sekiz kat görünüyor.» Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Bunlar (artık) sizin yanınıza girmesinler» buyurdu.
Detay →
NesâîZayîfNesâî · Cenazeler (Cenâiz) · 2003
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ رَجُلٍ، يُقَالُ لَهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَيَّةَ قَالَ ‏:‏ أُصِيبَ رَجُلاَنِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ يَوْمَ الطَّائِفِ، فَحُمِلاَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ أَنْ يُدْفَنَا حَيْثُ أُصِيبَا ‏.‏ وَكَانَ ابْنُ مُعَيَّةَ وُلِدَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏
Ubeydullah b. Muayye ’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Taif kuşatmasında, Müslümanlardan iki kişi şehid olmuştu. Rasûlüllah ’in yanına kadar getirildi. Rasûlüllah onların şehid oldukları yere gömülmesini emretti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Detay →
BuhârîSahîhBuhârî · Megāzî (Gazveler) · 4325
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ الشَّاعِرِ الأَعْمَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمَّا حَاصَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الطَّائِفَ فَلَمْ يَنَلْ مِنْهُمْ شَيْئًا قَالَ ‏"‏ إِنَّا قَافِلُونَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ فَثَقُلَ عَلَيْهِمْ وَقَالُوا نَذْهَبُ وَلاَ نَفْتَحُهُ ـ وَقَالَ مَرَّةً نَقْفُلُ ـ فَقَالَ ‏"‏ اغْدُوا عَلَى الْقِتَالِ ‏"‏‏.‏ فَغَدَوْا فَأَصَابَهُمْ جِرَاحٌ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّا قَافِلُونَ غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ فَأَعْجَبَهُمْ فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً فَتَبَسَّمَ‏.‏ قَالَ قَالَ الْحُمَيْدِيُّ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ الْخَبَرَ كُلَّهُ‏.‏
Abdullah ibn Amr (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Tâif şehrini muhasara ettiği zaman, Tâifliler'den herhangi birşey elde edemedi. (Bâzî sahâbîleriyle istişareden sonra) : — "İnşâallah yarın döneceğiz (yani muhasarayı kaldıracağız)" dedi. Bu söz mücâhidlere ağır geldi de: — Tâif'i fethetmeden nasıl gideriz! dediler. -Râvî Sufyân bir kerre de: Nasıl döneriz dediler, şeklinde rivayet etmiştir.- Sahâbîlerin bu i'tirâzlı sözleri üzerine Peygamber : — "Öyleyse yarın sabah harbe hazır olun!" buyurdu. Ertesi sabah harb başladı ve sahâbîlerden birçoğuna yara isabet etti. Bunun akabinde Peygamber : — "İnşâallah bizler yarın döneceğiz" buyurdu. Bu sefer Peygamber ’in bu karârı sahâbîleri sevindirdi. Peygamber de sahâbîlerin sevinmelerine güldü. Râvî Sufyân bir kerresinde "Tebessüm etti'", yani gülümsedi şeklinde söylemiştir. el-Buhârî dedi ki: el-Humeydî şöyle dedi: Bize Sufyân ibn Uyeyne bu haberin hepsini an'anesiz olarak tahdîs etti .
Detay →
BuhârîSahîhBuhârî · Tevhîd · 7480
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ حَاصَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَهْلَ الطَّائِفِ فَلَمْ يَفْتَحْهَا فَقَالَ ‏"‏ إِنَّا قَافِلُونَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الْمُسْلِمُونَ نَقْفُلُ وَلَمْ نَفْتَحْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاغْدُوا عَلَى الْقِتَالِ ‏"‏‏.‏ فَغَدَوْا فَأَصَابَتْهُمْ جِرَاحَاتٌ‏.‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّا قَافِلُونَ غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ ‏"‏، فَكَأَنَّ ذَلِكَ أَعْجَبَهُمْ فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏
Abdullah ibn Omer (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Tâif ehlini muhasara etti de onları fethedemeyince: — "İnşâallah yarın Medîne'ye döneceğiz” buyurdu. Müslümanlar: — Onların kalelerini fethetmeden nasıl döneriz?! dediler. (Bu i'tirâz üzerine) Peygamber : — "Öyle ise yarın harbe hazır olun!" buyurdu. Ertesi gün harbe giriştiler. (Düşmanın çetin müdâfaa harbi yapmasından) sahâbîlere çok yaralar isabet etti. Bunun üzerine Peygamber : — "İnşâallah yarın döneceğiz!" buyurdu. Bu defa bu dönme kararı sahâbîleri sevindirmiş gibi oldu. Rasûlüllah da sahâbîlerin bu sevinmelerinden gülümsedi.
Detay →
TirmizîZayîfTirmizî · Fazîletler (Menâkıb) · 3942
حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخْرَقَتْنَا نِبَالُ ثَقِيفٍ فَادْعُ اللَّهَ عَلَيْهِمْ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ اهْدِ ثَقِيفًا ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ ‏.‏
Câbir ’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: Taif kuşatmasında askerler dediler ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sakîf’in okları bizi yaktı onlar için bedduâ et.” Fakat Peygamber : “Allah’ım Sekîf kabilesine hidayet et” diye duâ etti. (Tirmizî rivâyet etmiştir.) Tirmizî:
Detay →
BuhârîSahîhBuhârî · Megāzî (Gazveler) · 4328
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ نَازِلٌ بِالْجِعْرَانَةِ بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ وَمَعَهُ بِلاَلٌ، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ أَلاَ تُنْجِزُ لِي مَا وَعَدْتَنِي‏.‏ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ أَبْشِرْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ قَدْ أَكْثَرْتَ عَلَىَّ مِنْ أَبْشِرْ‏.‏ فَأَقْبَلَ عَلَى أَبِي مُوسَى وَبِلاَلٍ كَهَيْئَةِ الْغَضْبَانِ فَقَالَ ‏"‏ رَدَّ الْبُشْرَى فَاقْبَلاَ أَنْتُمَا ‏"‏‏.‏ قَالاَ قَبِلْنَا‏.‏ ثُمَّ دَعَا بِقَدَحٍ فِيهِ مَاءٌ فَغَسَلَ يَدَيْهِ وَوَجْهَهُ فِيهِ، وَمَجَّ فِيهِ، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اشْرَبَا مِنْهُ، وَأَفْرِغَا عَلَى وُجُوهِكُمَا وَنُحُورِكُمَا، وَأَبْشِرَا ‏"‏‏.‏ فَأَخَذَا الْقَدَحَ فَفَعَلاَ، فَنَادَتْ أُمُّ سَلَمَةَ مِنْ وَرَاءِ السِّتْرِ أَنْ أَفْضِلاَ لأُمِّكُمَا‏.‏ فَأَفْضَلاَ لَهَا مِنْهُ طَائِفَةً‏.‏
Ebû Mûsâ el-Eş'arî (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) (Tâif seferinden dönüşünde) Mekke ile Medine arasında Cı'râne mevkiine inerken, ben Peygamber 'in yanında bulunuyordum. Beraberinde Bilâl de vardı. Bu sırada Peygamber 'e bir bedevi geldi ve: — Bana verdiğin va'di hâlâ yerine getirmeyecek misin? dedi. Peygamber de ona; — " (Ganîmet taksiminin yakınlığıyle yahut sabra karşılık büyük sevâbla) seni müjdelerim" buyurdu. Çöl Arabı: — "Sevin, müjdelen" sözlerini bana çok söyledin, dedi. Bunun üzerine Peygamber öfkelenmiş bir kimse hey'etinde Ebû Mûsâ ile Bilâl'e döndü de: — "Bu bedevi verdiğim müjdeyi reddetti, onu sizler kabul ediniz !" buyurdu. Ebû Mûsâ ile Bilâl de: — Kabul ettik, dediler. Bundan sonra Peygamber içi su dolu bir bardak, yânı küçük bir kap istedi. Bu kap içinde ellerini ve yüzünü yıkadı. Ağzındaki bir mikdâr suyu da bunun içine püskürdü. Sonra Ebû Mûsâ ile Bilâl'e: — "Bu sudan içiniz, bunu yüzleriniz ve göğüsleriniz üzerine boşaltınız ve sevininiz!" buyurdu. Onlar da su kabını aldılar ve Peygamber 'in emrettiği işleri yaptılar. Bu sırada Peygamber 'in zevcesi Ümmü Seleme, perde arkasından: — Şu sudan ananıza da ikram edin! diye seslendi. Onlar da bu sudan arta kalan bir kısmı da Ümmü Seleme'ye ikram ettiler.
Detay →
MüslimSahîhMüslim · Zekât · 2448
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَسْمًا فَقَالَ رَجُلٌ إِنَّهَا لَقِسْمَةٌ مَا أُرِيدَ بِهَا وَجْهُ اللَّهِ - قَالَ - فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَسَارَرْتُهُ فَغَضِبَ مِنْ ذَلِكَ غَضَبًا شَدِيدًا وَاحْمَرَّ وَجْهُهُ حَتَّى تَمَنَّيْتُ أَنِّي لَمْ أَذْكُرْهُ لَهُ - قَالَ - ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ قَدْ أُوذِيَ مُوسَى بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ‏"‏ ‏.‏
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Hafs b. Gıyâs, A'meş'den, o da Şakîk'den, o da Abdullah'dan naklen rivâyet etti; Dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir taksim yaptı, bunun üzerine bir adam: — «Bu taksimden asla Allah'ın rızâsı kasdedilmemiştir.» dedi. Ben, hemen Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) gelerek bunu gizlice kendisine söyledim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buna şiddetle gadaplandı, yüzü kıpkırmızı oldu. Hattâ (keski bunu ona söylemeseydim) temennisinde bulundum. Sonra şöyle buyurdular: — «Mûsa bundan da çok eziyet görmüş fakat sabretmişti.»
Detay →
AnaAraKitapAğRâviKonuOlayKabile