أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ، - وَهُوَ الأَعْمَشُ - عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُسْهِرٍ، عَنْ خَرَشَةَ بْنِ الْحُرِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ثَلاَثَةٌ لاَ يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ الْمَنَّانُ بِمَا أَعْطَى وَالْمُسْبِلُ إِزَارَهُ وَالْمُنَفِّقُ سِلْعَتَهُ بِالْحَلِفِ الْكَاذِبِ " .
Türkçe Çeviri
Bize Bişr b. Hâlid haber verdi. (Dedi ki:) Bize Gunder, Şu'be'den tahdîs etti. Şu'be dedi ki: Süleyman'ı —o el-A'meş'tir— Süleyman b. Müshir'den, o Haraşe b. el-Hurr'dan, o da Ebû Zer'den naklen şöyle derken işittim: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç kimse vardır ki Allah azze ve celle kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara bakmaz, onları temize çıkarmaz. Onlar için elem verici bir azap vardır: Verdiğini başa kakan, izarını sarkıtan ve malını yalan yeminle pazarlayan kimse.”
Bu çeviri otomatik üretildi; yayımlanmış bir neşirden alınmadı. Arapça asıl metin yanda duruyor.