أَخْبَرَنَا سَوَّارُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي نَعَامَةَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ مُعَاوِيَةُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَلَى حَلْقَةٍ - يَعْنِي مِنْ أَصْحَابِهِ - فَقَالَ " مَا أَجْلَسَكُمْ " . قَالُوا جَلَسْنَا نَدْعُو اللَّهَ وَنَحْمَدُهُ عَلَى مَا هَدَانَا لِدِينِهِ وَمَنَّ عَلَيْنَا بِكَ . قَالَ " آللَّهِ مَا أَجْلَسَكُمْ إِلاَّ ذَلِكَ " . قَالُوا آللَّهِ مَا أَجْلَسَنَا إِلاَّ ذَلِكَ . قَالَ " أَمَا إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُمْ تُهَمَةً لَكُمْ وَإِنَّمَا أَتَانِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَأَخْبَرَنِي أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يُبَاهِي بِكُمُ الْمَلاَئِكَةَ " .
Türkçe Çeviri
Muaviye ’den rivâyete göre, Rasûlüllah halka halinde oturan ashabından bir gurubun yanına geldi ve: (Burada ne yapıyorsunuz?) dedi. Onlar da: (Oturduk Allah’a dua ediyoruz bizi dinine hidayet edip Seni de bize Peygamber olarak verdiğinden dolayı hamd ediyoruz) dediler. Bunun üzerine Rasûlüllah : (Allah adına söyleyin sadece bundan dolayı mı buraya oturdunuz?) buyurdu. Onlarda: (Allah’a yemin ederiz ki sadece bu maksatla buraya oturduk) dediler. Rasûlüllah ’de: (Sizden şüphe ettiğim için size yemin ettirmiş değilim. Fakat Cibril bana geldi ve Allah’ın meleklere karşı sizinle övündüğünü söyledi) buyurdu. (Tirmizî, Fedailü’l Kur’an: 11; Dârimi, Fedailü’l Kur’an: 25)
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com