أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي ثَوْبٍ دُونٍ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلَكَ مَالٌ " . قَالَ نَعَمْ مِنْ كُلِّ الْمَالِ . قَالَ " مِنْ أَىِّ الْمَالِ " . قَالَ قَدْ آتَانِيَ اللَّهُ مِنَ الإِبِلِ وَالْغَنَمِ وَالْخَيْلِ وَالرَّقِيقِ . قَالَ " فَإِذَا آتَاكَ اللَّهُ مَالاً فَلْيُرَ عَلَيْكَ أَثَرُ نِعْمَةِ اللَّهِ وَكَرَامَتِهِ " .
Türkçe Çeviri
Ebu’l Ahvas , babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: Rasûlüllah ’in yanına eski elbiselerimle gelmiştim. Rasûlüllah : (Malın mülkün var mıdır?) diye sordu. Ben de: (Evet her türlü mal vardır) dedim. Rasûlüllah : (Hangi çeşit malların var?) buyurdu. Ben de: (Allah bana deve, koyun, at ve köleler verdi) dedim. Bunun üzerine: (Allah sana mal vermişse o nimetin eseri ve şerefi üzerinde gözüksün) buyurdu. (Ebû Dâvûd, Libas: 17; Tirmizî, Edeb: 54)
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com