أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَاقَةٌ تُسَمَّى الْعَضْبَاءَ لاَ تُسْبَقُ فَجَاءَ أَعْرَابِيٌّ عَلَى قَعُودٍ فَسَبَقَهَا فَشَقَّ عَلَى الْمُسْلِمِينَ فَلَمَّا رَأَى مَا فِي وُجُوهِهِمْ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ سُبِقَتِ الْعَضْبَاءُ . قَالَ " إِنَّ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ لاَ يَرْتَفِعَ مِنَ الدُّنْيَا شَىْءٌ إِلاَّ وَضَعَهُ " .
Türkçe Çeviri
Enes ’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah ’in Adba isimli bir devesi vardı. Yarışmalarda onu kimse geçemezdi. Bir bedevi genç bir deve getirdi ve bu deve, yarışta Rasûlüllah ’in bu devesini geçmişti. Bu Müslümanlara ağır geldi. Rasûlüllah onların yüzündeki üzüntüyü görünce onlar şöyle dediler: ( Ey Allah’ın Rasûlü! Yarışmada Adba’yı geçtiler. Bunun üzerine Rasûlüllah : ( Allah’ın kanunudur, dünyada yükselen hiçbirşey yoktur ki Allah onu aşağı indirmesin.) (Ebû Dâvûd, Edeb: 9; Buhârî, Cihad ve Siyer: 59)
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com