أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِيَاسٍ، - وَهُوَ مُعَاوِيَةُ بْنُ قُرَّةَ - عَنْ أَبِيهِ، رضى الله عنه أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ ابْنٌ لَهُ فَقَالَ لَهُ " أَتُحِبُّهُ " . فَقَالَ أَحَبَّكَ اللَّهُ كَمَا أُحِبُّهُ . فَمَاتَ فَفَقَدَهُ فَسَأَلَ عَنْهُ فَقَالَ " مَا يَسُرُّكَ أَنْ لاَ تَأْتِيَ بَابًا مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ إِلاَّ وَجَدْتَهُ عِنْدَهُ يَسْعَى يَفْتَحُ لَكَ " .
Türkçe Çeviri
Muaviye b. Kurre ’nin babasından aktardığına göre, bir adam; çocuğuyla beraber Rasûlüllah ’e geldi ve Rasûlüllah : ( O çocuğunu seviyor musun?) diye sormuştu. Adam da: ( Benim onu sevdiğim gibi Allah ta seni sevsin) buyurdu. Sonra o çocuk öldü. Rasûlüllah , çocuğun babasını bir süre göremedi, araştırıp bulunca şöyle dedi: ( Sen, Cennetin kapılarından birine geldiğinde, çocuğunun sana kapıyı açmak için koşarak geldiğini görmen seni sevindirmez mi?) (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com