وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، . أَنَّهُ سَأَلَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ عَنْ ظُفْرٍ، لَهُ انْكَسَرَ وَهُوَ مُحْرِمٌ فَقَالَ سَعِيدٌ اقْطَعْهُ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنِ الرَّجُلِ يَشْتَكِي أُذُنَهُ أَيَقْطُرُ فِي أُذُنِهِ مِنَ الْبَانِ الَّذِي لَمْ يُطَيَّبْ وَهُوَ مُحْرِمٌ فَقَالَ لاَ أَرَى بِذَلِكَ بَأْسًا وَلَوْ جَعَلَهُ فِي فِيهِ لَمْ أَرَ بِذَلِكَ بَأْسًا . قَالَ مَالِكٌ وَلاَ بَأْسَ أَنْ يَبُطَّ الْمُحْرِمُ خُرَاجَهُ وَيَفْقَأَ دُمَّلَهُ وَيَقْطَعَ عِرْقَهُ إِذَا احْتَاجَ إِلَى ذَلِكَ .
Türkçe Çeviri
Bana Mâlik'ten, o da Muhammed b. Abdullah b. Ebû Meryem'den naklen rivayet edildiğine göre Muhammed, Saîd b. el-Müseyyeb'e ihramlıyken kırılan tırnağını sordu. Saîd, “Onu kes” dedi. Mâlik'e, kulağı ağrıyan ihramlı bir kimsenin kulağına kokulandırılmamış bân yağı damlatıp damlatamayacağı soruldu. Mâlik, “Bunda sakınca görmüyorum. Onu ağzına koysa da bunda sakınca görmem” dedi. Mâlik dedi ki: İhramlı kişinin ihtiyaç duyduğunda apsesini yarmasında, çıbanını patlatmasında ve damarını kesmesinde sakınca yoktur.
Bu çeviri otomatik üretildi; yayımlanmış bir neşirden alınmadı. Arapça asıl metin yanda duruyor.