وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّهَا قَالَتْ لَهُ يَا ابْنَ أُخْتِي إِنَّمَا هِيَ عَشْرُ لَيَالٍ فَإِنْ تَخَلَّجَ فِي نَفْسِكَ شَىْءٌ فَدَعْهُ تَعْنِي أَكْلَ لَحْمِ الصَّيْدِ . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ الْمُحْرِمِ يُصَادُ مِنْ أَجْلِهِ صَيْدٌ فَيُصْنَعُ لَهُ ذَلِكَ الصَّيْدُ فَيَأْكُلُ مِنْهُ وَهُوَ يَعْلَمُ أَنَّهُ مِنْ أَجْلِهِ صِيدَ فَإِنَّ عَلَيْهِ جَزَاءَ ذَلِكَ الصَّيْدِ كُلِّهِ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنِ الرَّجُلِ يُضْطَرُّ إِلَى أَكْلِ الْمَيْتَةِ وَهُوَ مُحْرِمٌ أَيَصِيدُ الصَّيْدَ فَيَأْكُلُهُ أَمْ يَأْكُلُ الْمَيْتَةَ فَقَالَ بَلْ يَأْكُلُ الْمَيْتَةَ وَذَلِكَ أَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى لَمْ يُرَخِّصْ لِلْمُحْرِمِ فِي أَكْلِ الصَّيْدِ وَلاَ فِي أَخْذِهِ فِي حَالٍ مِنَ الأَحْوَالِ وَقَدْ أَرْخَصَ فِي الْمَيْتَةِ عَلَى حَالِ الضَّرُورَةِ . قَالَ مَالِكٌ وَأَمَّا مَا قَتَلَ الْمُحْرِمُ أَوْ ذَبَحَ مِنَ الصَّيْدِ فَلاَ يَحِلُّ أَكْلُهُ لِحَلاَلٍ وَلاَ لِمُحْرِمٍ لأَنَّهُ لَيْسَ بِذَكِيٍّ كَانَ خَطَأً أَوْ عَمْدًا فَأَكْلُهُ لاَ يَحِلُّ وَقَدْ سَمِعْتُ ذَلِكَ مِنْ غَيْرِ وَاحِدٍ وَالَّذِي يَقْتُلُ الصَّيْدَ ثُمَّ يَأْكُلُهُ إِنَّمَا عَلَيْهِ كَفَّارَةٌ وَاحِدَةٌ مِثْلُ مَنْ قَتَلَهُ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْهُ .
Türkçe Çeviri
Bana Mâlik'ten, o da Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Müminlerin Annesi Âişe'den naklen rivayet edildiğine göre Âişe ona şöyle dedi: “Ey kız kardeşimin oğlu! Bu, yalnızca on gecedir. İçinde bir şey tereddüt uyandırırsa onu bırak.” Bununla av eti yemeyi kastediyordu. Mâlik, ihramlı bir kişi için avlanan, ardından kendisi için hazırlanan o av etinden, avın kendisi için avlandığını bilerek yiyen kimse hakkında şöyle dedi: O avın tamamının cezası kendisine gerekir. Mâlik'e, ihramlıyken ölü hayvan eti yemek zorunda kalan bir kimsenin avlanıp av etini mi, yoksa ölü hayvan etini mi yiyeceği soruldu. Mâlik, “Ölü hayvan etini yer. Çünkü Allah tebareke ve teâlâ, ihramlı kişiye hiçbir durumda av etini yemeye veya avı ele geçirmeye ruhsat vermemiş, zaruret hâlinde ise ölü hayvan eti için ruhsat vermiştir” dedi. Mâlik dedi ki: İhramlı kişinin av hayvanlarından öldürdüğü veya kestiği bir hayvanı ne ihramsız ne de ihramlı birinin yemesi helâldir. Çünkü ister yanlışlıkla ister kasten öldürülmüş olsun, usulünce kesilmiş değildir ve yenmesi helâl olmaz. Bunu birden çok kişiden işittim. Bir av hayvanını öldürüp sonra onu yiyen kimseye yalnızca bir kefaret gerekir; tıpkı onu öldürüp etinden yemeyen kimse gibi.
Bu çeviri otomatik üretildi; yayımlanmış bir neşirden alınmadı. Arapça asıl metin yanda duruyor.