وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، كَانَ إِذَا اعْتَمَرَ رُبَّمَا لَمْ يَحْطُطْ عَنْ رَاحِلَتِهِ حَتَّى يَرْجِعَ . قَالَ مَالِكٌ الْعُمْرَةُ سُنَّةٌ وَلاَ نَعْلَمُ أَحَدًا مِنَ الْمُسْلِمِينَ أَرْخَصَ فِي تَرْكِهَا . قَالَ مَالِكٌ وَلاَ أَرَى لأَحَدٍ أَنْ يَعْتَمِرَ فِي السَّنَةِ مِرَارًا . قَالَ مَالِكٌ فِي الْمُعْتَمِرِ يَقَعُ بِأَهْلِهِ إِنَّ عَلَيْهِ فِي ذَلِكَ الْهَدْىَ وَعُمْرَةً أُخْرَى يَبْتَدِئُ بِهَا بَعْدَ إِتْمَامِهِ الَّتِي أَفْسَدَ وَيُحْرِمُ مِنْ حَيْثُ أَحْرَمَ بِعُمْرَتِهِ الَّتِي أَفْسَدَ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ أَحْرَمَ مِنْ مَكَانٍ أَبْعَدَ مِنْ مِيقَاتِهِ فَلَيْسَ عَلَيْهِ أَنْ يُحْرِمَ إِلاَّ مِنْ مِيقَاتِهِ . قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ دَخَلَ مَكَّةَ بِعُمْرَةٍ فَطَافَ بِالْبَيْتِ وَسَعَى بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ وَهُوَ جُنُبٌ أَوْ عَلَى غَيْرِ وُضُوءٍ ثُمَّ وَقَعَ بِأَهْلِهِ ثُمَّ ذَكَرَ - قَالَ - يَغْتَسِلُ أَوْ يَتَوَضَّأُ ثُمَّ يَعُودُ فَيَطُوفُ بِالْبَيْتِ وَيَسْعَى بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ وَيَعْتَمِرُ عُمْرَةً أُخْرَى وَيُهْدِي وَعَلَى الْمَرْأَةِ إِذَا أَصَابَهَا زَوْجُهَا وَهِيَ مُحْرِمَةٌ مِثْلُ ذَلِكَ . قَالَ مَالِكٌ فَأَمَّا الْعُمْرَةُ مِنَ التَّنْعِيمِ فَإِنَّهُ مَنْ شَاءَ أَنْ يَخْرُجَ مِنَ الْحَرَمِ ثُمَّ يُحْرِمَ فَإِنَّ ذَلِكَ مُجْزِئٌ عَنْهُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ وَلَكِنِ الْفَضْلُ أَنْ يُهِلَّ مِنَ الْمِيقَاتِ الَّذِي وَقَّتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوْ مَا هُوَ أَبْعَدُ مِنَ التَّنْعِيمِ .
Türkçe Çeviri
Bana Mâlik'ten şöyle rivayet edildi: Ona ulaştığına göre Osman b. Affân umre yaptığında bazen dönünceye kadar bineğinden inmezdi. Mâlik dedi ki: Umre sünnettir. Müslümanlardan hiç kimsenin onun terk edilmesine ruhsat verdiğini bilmiyoruz. Mâlik dedi ki: Hiç kimsenin bir yıl içinde defalarca umre yapmasını uygun görmüyorum. Mâlik, umre yapan kişinin eşiyle cinsel ilişkide bulunması hakkında şöyle dedi: Bundan dolayı ona hady ve başka bir umre gerekir. Bozduğu umresini tamamladıktan sonra diğer umreye başlar ve bozduğu umre için ihrama girdiği yerden ihrama girer. Ancak kendi mîkatından daha uzak bir yerde ihrama girmişse yalnızca kendi mîkatından ihrama girmesi gerekir. Mâlik dedi ki: Umre için Mekke'ye giren, cünüp veya abdestsiz olduğu hâlde Kâbe'yi tavaf edip Safâ ile Merve arasında sa'y yapan, sonra eşiyle cinsel ilişkide bulunup ardından durumunu hatırlayan kişi gusleder veya abdest alır; sonra dönüp Kâbe'yi tavaf eder, Safâ ile Merve arasında sa'y yapar, başka bir umre yapar ve hady verir. İhramlıyken kocasının kendisiyle cinsel ilişkide bulunduğu kadına da aynı şey gerekir. Mâlik dedi ki: Ten'îm'den umreye gelince, Harem bölgesinden çıkıp ardından ihrama girmek isteyen kimse için bu, Allah dilerse yeterlidir. Ancak faziletli olan, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) belirlediği mîkattan veya Ten'îm'den daha uzak bir yerden telbiye getirerek ihrama girmektir.
Bu çeviri otomatik üretildi; yayımlanmış bir neşirden alınmadı. Arapça asıl metin yanda duruyor.