وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ مَنِ اعْتَمَرَ فِي أَشْهُرِ الْحَجِّ فِي شَوَّالٍ أَوْ ذِي الْقَعْدَةِ أَوْ فِي ذِي الْحِجَّةِ قَبْلَ الْحَجِّ ثُمَّ أَقَامَ بِمَكَّةَ حَتَّى يُدْرِكَهُ الْحَجُّ فَهُوَ مُتَمَتِّعٌ إِنْ حَجَّ وَعَلَيْهِ مَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْىِ فَإِنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعَ . قَالَ مَالِكٌ وَذَلِكَ إِذَا أَقَامَ حَتَّى الْحَجِّ ثُمَّ حَجَّ مِنْ عَامِهِ . قَالَ مَالِكٌ فِي رَجُلٍ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ انْقَطَعَ إِلَى غَيْرِهَا وَسَكَنَ سِوَاهَا ثُمَّ قَدِمَ مُعْتَمِرًا فِي أَشْهُرِ الْحَجِّ ثُمَّ أَقَامَ بِمَكَّةَ حَتَّى أَنْشَأَ الْحَجَّ مِنْهَا إِنَّهُ مُتَمَتِّعٌ يَجِبُ عَلَيْهِ الْهَدْىُ أَوِ الصِّيَامُ إِنْ لَمْ يَجِدْ هَدْيًا وَأَنَّهُ لاَ يَكُونُ مِثْلَ أَهْلِ مَكَّةَ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ مِنْ غَيْرِ أَهْلِ مَكَّةَ دَخَلَ مَكَّةَ بِعُمْرَةٍ فِي أَشْهُرِ الْحَجِّ وَهُوَ يُرِيدُ الإِقَامَةَ بِمَكَّةَ حَتَّى يُنْشِئَ الْحَجَّ أَمُتَمَتِّعٌ هُوَ فَقَالَ نَعَمْ هُوَ مُتَمَتِّعٌ وَلَيْسَ هُوَ مِثْلَ أَهْلِ مَكَّةَ وَإِنْ أَرَادَ الإِقَامَةَ وَذَلِكَ أَنَّهُ دَخَلَ مَكَّةَ وَلَيْسَ هُوَ مِنْ أَهْلِهَا وَإِنَّمَا الْهَدْىُ أَوِ الصِّيَامُ عَلَى مَنْ لَمْ يَكُنْ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ وَأَنَّ هَذَا الرَّجُلَ يُرِيدُ الإِقَامَةَ وَلاَ يَدْرِي مَا يَبْدُو لَهُ بَعْدَ ذَلِكَ وَلَيْسَ هُوَ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ .
Türkçe Çeviri
Bana Mâlik'ten, o Abdullah b. Dînâr'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen tahdîs etti. Abdullah b. Ömer şöyle derdi: Hac aylarında, Şevval'de, Zilkade'de veya hacdan önce Zilhicce'de umre yapan, sonra hac vaktine ulaşıncaya kadar Mekke'de kalan kimse, hac yaparsa temettu haccı yapmış olur. Onun kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir. Kurban bulamazsa hac sırasında üç, döndüğünde de yedi gün oruç tutar. Mâlik dedi ki: Bu, hac vaktine kadar kalıp sonra aynı yıl içinde hac yapması hâlindedir. Mâlik, Mekke halkından olduğu hâlde oradan ayrılıp başka bir yere yerleşen, sonra hac aylarında umre yapmak üzere gelip Mekke'de kalmışken oradan hacca başlayan kimse hakkında dedi ki: O, temettu haccı yapmış sayılır; kurban kesmesi, kurban bulamazsa oruç tutması gerekir. O, Mekke halkı gibi değildir. Mâlik'e, Mekke halkından olmayan, hac aylarında umre için Mekke'ye giren ve hacca oradan başlamak üzere Mekke'de kalmak isteyen bir adamın temettu haccı yapmış sayılıp sayılmayacağı soruldu. O şöyle dedi: Evet, temettu haccı yapmış sayılır. Mekke'de kalmak istese de Mekke halkı gibi değildir. Çünkü Mekke'ye girdiğinde oranın halkından değildi. Kurban veya oruç yükümlülüğü yalnızca Mekke halkından olmayanlar içindir. Bu adam orada kalmak istemektedir, fakat daha sonra kendisi için neyin ortaya çıkacağını bilmez ve o Mekke halkından değildir.
Bu çeviri otomatik üretildi; yayımlanmış bir neşirden alınmadı. Arapça asıl metin yanda duruyor.