وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، يَقُولُ أَحَبَّ اللَّهُ عَبْدًا سَمْحًا إِنْ بَاعَ سَمْحًا إِنِ ابْتَاعَ سَمْحًا إِنْ قَضَى سَمْحًا إِنِ اقْتَضَى . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يَشْتَرِي الإِبِلَ أَوِ الْغَنَمَ أَوِ الْبَزَّ أَوِ الرَّقِيقَ أَوْ شَيْئًا مِنَ الْعُرُوضِ جِزَافًا إِنَّهُ لاَ يَكُونُ الْجِزَافُ فِي شَىْءٍ مِمَّا يُعَدُّ عَدًّا . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يُعْطِي الرَّجُلَ السِّلْعَةَ يَبِيعُهَا لَهُ وَقَدْ قَوَّمَهَا صَاحِبُهَا قِيمَةً فَقَالَ إِنْ بِعْتَهَا بِهَذَا الثَّمَنِ الَّذِي أَمَرْتُكَ بِهِ فَلَكَ دِينَارٌ - أَوْ شَىْءٌ يُسَمِّيهِ لَهُ يَتَرَاضَيَانِ عَلَيْهِ - وَإِنْ لَمْ تَبِعْهَا فَلَيْسَ لَكَ شَىْءٌ إِنَّهُ لاَ بَأْسَ بِذَلِكَ إِذَا سَمَّى ثَمَنًا يَبِيعُهَا بِهِ وَسَمَّى أَجْرًا مَعْلُومًا إِذَا بَاعَ أَخَذَهُ وَإِنْ لَمْ يَبِعْ فَلاَ شَىْءَ لَهُ . قَالَ مَالِكٌ وَمِثْلُ ذَلِكَ أَنْ يَقُولَ الرَّجُلُ لِلرَّجُلِ إِنْ قَدَرْتَ عَلَى غُلاَمِي الآبِقِ أَوْ جِئْتَ بِجَمَلِي الشَّارِدِ فَلَكَ كَذَا . فَهَذَا مِنْ بَابِ الْجُعْلِ وَلَيْسَ مِنْ بَابِ الإِجَارَةِ وَلَوْ كَانَ مِنْ بَابِ الإِجَارَةِ لَمْ يَصْلُحْ . قَالَ مَالِكٌ فَأَمَّا الرَّجُلُ يُعْطَى السِّلْعَةَ فَيُقَالُ لَهُ بِعْهَا وَلَكَ كَذَا وَكَذَا فِي كُلِّ دِينَارٍ . لِشَىْءٍ يُسَمِّيهِ فَإِنَّ ذَلِكَ لاَ يَصْلُحُ لأَنَّهُ كُلَّمَا نَقَصَ دِينَارٌ مِنْ ثَمَنِ السِّلْعَةِ نَقَصَ مِنْ حَقِّهِ الَّذِي سَمَّى لَهُ فَهَذَا غَرَرٌ لاَ يَدْرِي كَمْ جَعَلَ لَهُ .
Türkçe Çeviri
Mâlik bana, Yahyâ b. Saîd'den tahdîs etti. Yahyâ, Muhammed b. el-Münkedir'in şöyle dediğini işitmiş: Allah, sattığında hoşgörülü, satın aldığında hoşgörülü, borcunu ödediğinde hoşgörülü ve alacağını istediğinde hoşgörülü olan kulunu sever. Mâlik, deve, koyun, kumaş, köle veya başka bir ticaret malını götürü olarak satın alan kimse hakkında, tane tane sayılan hiçbir şeyde götürü satış olmayacağını söyledi. Mâlik, bir adama satması için bir mal veren ve malın sahibi ona bir değer biçip, ‘Sana emrettiğim bu fiyata satarsan bir dinar yahut adını koyup üzerinde anlaştığımız şu kadar ücret senindir; satamazsan sana hiçbir şey yoktur.’ diyen kimse hakkında şöyle dedi: Satacağı fiyatı ve satış gerçekleştiğinde alacağı belirli bir ücreti tayin ederse bunda sakınca yoktur. Satarsa o ücreti alır, satamazsa kendisine bir şey verilmez. Mâlik dedi ki: Bir kimsenin diğerine, ‘Kaçmış kölemi yakalarsan veya kaçmış devemi getirirsen sana şu kadar var.’ demesi de bunun gibidir. Bu, cuâle kapsamındadır, kira akdi kapsamında değildir. Kira akdi kapsamında olsaydı caiz olmazdı. Mâlik dedi ki: Bir adama bir mal verilip, ‘Bunu sat; her bir dinar için sana belirli bir miktarda şu kadar verilecek.’ denmesine gelince, bu caiz değildir. Çünkü malın bedelinden her bir dinar eksildikçe kendisine tayin edilen hakkından da eksilir. Bu bir garardır; kendisine ne kadar verildiğini bilmez.
Bu çeviri otomatik üretildi; yayımlanmış bir neşirden alınmadı. Arapça asıl metin yanda duruyor.