وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ يَغْسِلُ جَوَارِيهِ رِجْلَيْهِ وَيُعْطِينَهُ الْخُمْرَةَ وَهُنَّ حُيَّضٌ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ لَهُ نِسْوَةٌ وَجَوَارِي هَلْ يَطَؤُهُنَّ جَمِيعًا قَبْلَ أَنْ يَغْتَسِلَ فَقَالَ لاَ بَأْسَ بِأَنْ يُصِيبَ الرَّجُلُ جَارِيَتَيْهِ قَبْلَ أَنْ يَغْتَسِلَ فَأَمَّا النِّسَاءُ الْحَرَائِرُ فَيُكْرَهُ أَنْ يُصِيبَ الرَّجُلُ الْمَرْأَةَ الْحُرَّةَ فِي يَوْمِ الأُخْرَى فَأَمَّا أَنَّ يُصِيبَ الْجَارِيَةَ ثُمَّ يُصِيبَ الأُخْرَى وَهُوَ جُنُبٌ فَلاَ بَأْسَ بِذَلِكَ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ جُنُبٍ وُضِعَ لَهُ مَاءٌ يَغْتَسِلُ بِهِ فَسَهَا فَأَدْخَلَ أَصْبُعَهُ فِيهِ لِيَعْرِفَ حَرَّ الْمَاءِ مِنْ بَرْدِهِ . قَالَ مَالِكٌ إِنْ لَمْ يَكُنْ أَصَابَ أَصْبُعَهُ أَذًى فَلاَ أَرَى ذَلِكَ يُنَجِّسُ عَلَيْهِ الْمَاءَ .
Türkçe Çeviri
Bana Mâlik'ten, o da Nâfi'den naklen rivayet edildiğine göre Abdullah b. Ömer'in cariyeleri, hayızlı oldukları hâlde onun ayaklarını yıkar ve ona küçük hasırı verirlerdi. Mâlik'e, eşleri ve cariyeleri olan bir erkeğin gusletmeden önce hepsiyle cinsel ilişkide bulunup bulunamayacağı soruldu. Şöyle dedi: Bir erkeğin gusletmeden önce iki cariyesiyle cinsel ilişkide bulunmasında sakınca yoktur. Hür kadınlara gelince, erkeğin bir hür kadınla diğerinin gününde cinsel ilişkide bulunması mekruhtur. Cariye ile cinsel ilişkide bulunduktan sonra henüz cünüpken diğer cariyeyle cinsel ilişkide bulunmasında ise sakınca yoktur. Mâlik'e, cünüp bir kimse için gusledeceği su konulduğu, onun da dalgınlıkla suyun sıcak mı soğuk mu olduğunu anlamak için parmağını suya soktuğu soruldu. Mâlik şöyle dedi: Parmağına bir pislik bulaşmamışsa bunun suyu onun için necis kıldığı kanaatinde değilim.
Bu çeviri otomatik üretildi; yayımlanmış bir neşirden alınmadı. Arapça asıl metin yanda duruyor.