وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَسُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، وَابْنَ، شِهَابٍ كَانُوا يَقُولُونَ عِدَّةُ الْمُخْتَلِعَةِ مِثْلُ عِدَّةِ الْمُطَلَّقَةِ ثَلاَثَةُ قُرُوءٍ . قَالَ مَالِكٌ فِي الْمُفْتَدِيَةِ إِنَّهَا لاَ تَرْجِعُ إِلَى زَوْجِهَا إِلاَّ بِنِكَاحٍ جَدِيدٍ فَإِنْ هُوَ نَكَحَهَا فَفَارَقَهَا قَبْلَ أَنْ يَمَسَّهَا لَمْ يَكُنْ لَهُ عَلَيْهَا عِدَّةٌ مِنَ الطَّلاَقِ الآخَرِ وَتَبْنِي عَلَى عِدَّتِهَا الأُولَى . قَالَ مَالِكٌ وَهَذَا أَحْسَنُ مَا سَمِعْتُ فِي ذَلِكَ . قَالَ مَالِكٌ إِذَا افْتَدَتِ الْمَرْأَةُ مِنْ زَوْجِهَا بِشَىْءٍ عَلَى أَنْ يُطَلِّقَهَا فَطَلَّقَهَا طَلاَقًا مُتَتَابِعًا نَسَقًا فَذَلِكَ ثَابِتٌ عَلَيْهِ فَإِنْ كَانَ بَيْنَ ذَلِكَ صُمَاتٌ فَمَا أَتْبَعَهُ بَعْدَ الصُّمَاتِ فَلَيْسَ بِشَىْءٍ .
Türkçe Çeviri
Bana Mâlik'ten naklen rivayet edildiğine göre ona Saîd b. el-Müseyyeb, Süleyman b. Yesâr ve İbn Şihâb'ın şöyle dedikleri haberi ulaştı: Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, boşanmış kadının iddeti gibi üç hayız dönemidir. Mâlik, bedel vererek kocasından ayrılan kadın hakkında şöyle dedi: Bu kadın kocasına ancak yeni bir nikâhla dönebilir. Kocası onunla yeniden evlenir, sonra ona dokunmadan kendisinden ayrılırsa son boşamadan dolayı kadının ona karşı yeni bir iddet beklemesi gerekmez; kadın ilk iddetini sürdürür. Mâlik dedi ki: Bu konuda işittiğim görüşlerin en güzeli budur. Mâlik dedi ki: Bir kadın kendisini boşaması şartıyla kocasına bir şey vererek ondan ayrılır da kocası onu peş peşe, aralıksız talâklarla boşarsa bunlar onun aleyhine sabit olur. Talâklar arasında bir susma olursa susmadan sonra eklediği talâkların hiçbir hükmü yoktur.
Bu çeviri otomatik üretildi; yayımlanmış bir neşirden alınmadı. Arapça asıl metin yanda duruyor.