حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّ أَزْوَاجَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرَدْنَ أَنْ يَبْعَثْنَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ إِلَى أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ فَيَسْأَلْنَهُ مِيرَاثَهُنَّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ لَهُنَّ عَائِشَةُ أَلَيْسَ قَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا فَهُوَ صَدَقَةٌ " .
Türkçe Çeviri
Mü'minlerin annesi Hazret-i Aişe (radıyallahü anh) 'den Rivâyet edildiğine göre, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat edince, hanımları Osman b. Affan (radıyallahü anh) 'ı, Ebû Bekir (radıyallahü anh) 'e gönderip Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'dan kendilerine düşen mirası ondan istemesini söylediler. Bunun üzerine Hazret-i Aişe (radıyallahü anh) onlara; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : « Biz miras bırakmayız; bizim bıraktığımız sadakadır.» buyurmamış mıydı? dedi.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com