Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Ülü'l-Ahlâm: Akıl sahipleri demektir. Ntthâ: Akıllar mânâsına gelir. Müfredi Nühyedir. Bu takdirde Ülül-Ahlâm ve Nühâ tâbirleri ayni mânâyı ifâde ederler. Lâfızları muhtelif olduğu için atıf harflerinden (vav) la birbirleri üzerine atfedilmişlerdir. Fakat bâzılarına göre Ülü’l-Ahlâm’dan murâd; bulûğa erenlerdir. Şu halde yanyana kullanılan bu iki kelimeden murâd, âkil ve baliğ olmuş kimseler demek olur. Râvî; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Namazda bizim omuzlarımıza dokunurdu, demekle namaza başlanacağı zamanı kasdetmiştir. Yoksa namaz içinde konuşmak, cemâatin omuzlarına dokunarak safları düzeltmek gibi fiiller caiz değildir. Hadîsi şerif cemâatin en faziletli ve aklı başında olanlarının derece derece İmâma yalan durmaları îcâb ettiğini göstermektedir. Zîra cemâatin içersinde en faziletli olanlar en ziyade ikrama lâyıktılar. Bir de bazen İmâm namazda iken burnu kanamak gibi bir özür sebebi ile namazdan çıkmak ve cemâatdan birini mihraba geçirmek mecburiyetinde kalır. Bazan da âyeti hatırlamıyarak tıkanabilir. Bu gibi hallerde fazilet sahiplerinin İmâma yakın bulunmaları ve mihraba geçmek, İmâm tıkandığı vakit âyeti kendisine hatırlatmak hususlarında İmâma yardımcı olmaları gerekir. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) ön saflarda bir çocuk görürse saftan çıkarırmış. Bunu Zırr b. Hubeyş ile Ebû Vâil (radıyallahü anhûma) da yaparlarmış. İlim ve fazilet sahiplerinin Ön saffa geçirilmesi yalnız namaza mahsûs değildir. Onları ilim, müşavere, hüküm, fetva ve saire meclislerinde de ön safta bulundurmak, bu gibi yerlerde de cemâatin ilim, din, akıl, şeref ve yaşlarına göre yer almaları sünnettir. Hadîsin ikinci rivâyetinde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in üç defa tekrarladığı bildirilen cümle; «Sonra derece itibariyle onlara yakın olanlar dursun» cümlesidir. Fahri Kâinat (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimiz, mezkûr cümleyi tekrarlamakla namaz ahvâlini en iyi bilen ilim ve fazilet sahiplerinin İmâmın arkasına ona yakın durmalarını, İmâmdan uzaklaştıkça dahi ilim ve fazilet derecesinin göz önünde bulundurulmasını, en son saflara namaz ahvâlini en az bilenlerin bırakılmasını anlatmak istemiştir. Hadîsi şerif müslümanlarm daima fiilen ve kalben islâmî birliği muhafaza etmelerini; birbirlerine sırt çevirerek dağılmamalarını ifade etmektedir.