Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbül Ezan» in muhtelif yerlerinde, Ebû Dâvûd , Tirmizî , ve Nesâî «Kitâbü's-Salât» da tahrîc etmişlerdir. Hadîsin bütün rivâyetleri fatihadan sonra cemâatin âmin demelerinin, bir rivâyetde rükû'dan doğrulduktan sonra «Rabbena lekel-hamd» demelerinin mendub olduğunu göstermektedir. Âmîn kelimesi, bazılarına göre imâle ile de okunur. Bu kelime «Amin», «Ammin» ve «Ammîn» şekillerinde de okunmuşsa da, bunların hepsi şâzz ve merdüttür. Bilhassa şedde ile «Âmmin» okumak, dört mezhep ulemâsınca hata sayılmıştır. Hattâ Şâfiîler den bununla namazın bozulacağını söyliyenler olmuştur. Hanefî lerin «Et-Tecnîs» adlı fıkıh kitabında: «Bir kimse namazında Âmin'i Teşdîd ile okusa namazı bozulur.» denilmiştir. «El-Hidâye» sahibi dahi: Amini teşdîdle okumak fahiş bir hatadır.» diyerek buna işaret etmiştir. Filhakika İmâm Â'zam'a göre, Amini şeddeyle okumak namazı bozar, tmameyn'e göre bozmaz; çünkü Kur'ân'ı Kerîm'de «Âmmîn» kelimesi vardır. Fetva imameynin "kavline göredir. Arapça'da Âmin kelimesine uyan bir vezin yoktur. Bu kelime vezin itibarı ile Hâbil ve Kâbil gibidir. Onun için bazıları onun a-sıl itibarı ile yabancı bir kelime olduğunu iddia etmiş, bir takımları da aslının «Ya Allah istecib düâ ena» olduğunu söylemişlerdir. Ulemâdan bazıları, kelimenin kasır'la «Amin» okunmasını kabul etmemiş: «Maruf vec-hi medle Âmîn okumaktır.» demişlerdir. Abdürrezzak’ın Hazret-i Ebû Hüreyre'den zayıf bir isnadla rivâyet ettiği bir hadîse göre, Âmin kelimesi Allah'ın isimlerinden biridir. Tabiinden Hilâl b. Yesâf'dan da böyle bir rivâyet vardır. Fakat Nahiv ulemâsına göre Âmîn ism-i fiîl'dir. Vasıl halinde kolaylık olmak üzere nûnu üstün okunur. Âminin mânâsı hakkında bir çok sözler söylenmiş, ez cümle: Öyle olsun, kabul et, ümidimizi haybete (hüsrana) uğratma, buna senden başkası kâadir olamaz, mânâlarına geldiğini söyleyenler bulunduğu gibi; «Âmin, Arş-ı alâ definelerinden bir definedir, onun mânâsını Allah'tan başka bilecek yoktur.» diyenler de olmuştur. Kelime medd ve şedde ile okunursa «seni kastederek» mânâsına geleceği Cafer-i Sâdık hazretlerinden rivâyet olunmuştur. Kasır ve şedde ile okunduğu takdirde aslının İbranî veya Süryânî olduğu söylenir. «El-Müctebâ» nâm eserde, şöyle deniliyor: «Âmînin Kur'ân'dan olmadığına hüâf yoktur. Hattâ onun Kur'ân'dan olduğunu iddia edenin dinden irtidâdına hükmolunmuştur. İmâmın, cemaatın, yalnız kılanın ve namaz dışında fatiha okuyanın Âmin demesi sünnettir. Fatihadan sonra sûre okunacağı zaman Âmin denilip denilmiyeceği hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Esah olan kavle göre Âmin denilir.» Geçmiş günahların affından maksad, küçük günahlardır.