Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu'l-ilmin» üç yerinde, bir de «Büyü'», «Etime» ve «Edeb» bahislerinde tahric etmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in hurmayı müslümana benzetmesi hayrının çokluğu, meyvesinin güzelliği ve devamı itibariyledir. Çünkü hurmanın yemişi çıktığı günden kuruyuncaya kadar devam üzere yenir. Kuruduktan sonra da ondan birçok faydalı şeyler yapılır. Odunundan, yapraklarından ve dallarından da istifade edilir. Hattâ çekirdeği de hayvanlara yem olarak verilir. Hâsılı hurmanın her şeyi faydalıdır. Nitekim mü'min de ibâdetleriyle, güzel hlâkı ile, namazı, orucu, zikri, sadakası vesâiresiyle bunun gibidir. Aralarındaki sahih vech-i Şebeh budur. Bazıları benzeme yönünün tepesi Kesildiği vakit, insan gibi ölmesi olduğunu söylemişlerdir. Başka ağaçlar böyle değildir. Onlar tepeden kesildiği vakit kurumazlar. Cummâr: Hurma Özü, demektir. Bundan murad; hurmanın başından çıkan sığır dili gibi, beyaz ve yumuşak bir şeydir. Arablar bunu yerler. Anlaşılıyor ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in suâli karşısında ashâb-ı kirâmın her biri kırlarda yetişen ağaçlardan bîrini düşünmüş, bunun hurma olacağı kimsenin aklına gelmemiştir. Son rivâyette zikri geçen İbrahim, îmanı Müslim 'in arkadaşı İbrahim b. Süfyan'dır. Bu zatın ve başkalarının Müslim 'den rivâyet ettikleri hadîsde: «Yapraklan düşmez, her zaman meyve de vermez.» denilmiştir. Başka rivâyetlerde: «Her zaman meyve verir...» denildiği için İbr âh im b. Süfyan buradaki rivâyeti müşkil görmüş ve: «Umulur ki, Müslim her zaman meyve verir, demiştir.» diyerek, bu suretle hatanın kendinde ve hadîsi: «Her zaman yemiş vermez.» şeklinde rivâyet edenler de olacağına işaret etmiştir. Fakat Kâdî Iyâz 'la diğer İmâmlardan bazıları hadîsde hata olmadığını, İbrahim b. Süfyan’ın burada vehme kapıldığım söylemişler, hadîsi Bubârî'nin de nefiy edatı olan «Lâ» ile rivâyet ettiğini hatırlatmışlardır. Onlara göre Nefıy edatı «lâ» «tü'tî» fiiline değil, mahzufa müteâlliktir. Cümlenin takdiri şöyledir: «Bu ağacın ne yaprakları düşer, ne de ona bir şey arız olur. Meyvesini de daima verir.» Yalnız râvi matufları zikretmemiştir,