Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Kadûm: Keser demektir. Buhârî 'nin rivâyetlerinde bu kelime kimi «kadûm», kimi de «kaddûm» şeklinde rivâyet olunmuştur. Keser manâsına gelirse kelime yalnız «kadûm» şeklinde okunur. Şedde ile kaddûm, Şam'da bir yerin ismidir. Aynı yere şeddesiz olarak Kadûm da derler. Şu halde Kaddûm, Şam Maki yer demektir. Kadûm ise hem o yere, hem de kesere muhtemeldir. Hazret-i İbrahim'in burada sekiz yaşında iken sünnet edildiği bildiriliyor. Halbuki «El-Muvatta»'da yüz yirmi yaşında sünnet edildiği, ondan sonra seksen sene daha yaşadığı haber verilmiştir. Yalnız İmâm Mâlik bu hadîsi Ebû Hüreyre'ye mevkuf olarak rivâyet etmiştir. Nevevî sekiz yaşında sünnet olmasını sahîh, Öteki rivâyetin müevvel yahut merdud olduğunu söylemiştir. Fakat İbn Hibban 'ın Sahîh'inde bu hadîs merfu olarak rivâyet edilmiştir. Binâenaleyh merduddur demeye imkân yoktur. Marûdi, Hazret-i İbrâhim'in yetmiş yaşından sonra sünnet edildiğini hikâye etmiş. İbn Kuteybe de yüzyetmiş sene yaşadığını söylemiştir. İbrahim (Aleyhissem) sünnet edilince artık zürriyetinin de sünnet olması tekar-rür etmiştir, Tevrat'ın Benî İsrail'e getirdiği hükümler arasında bu da vardır. Hazret-i Îsâ zamanına kadar Benî İsrail sünnet olagelmiş, İsâ (Aleyhissellam) 'dan sonra ise hıristiyanlardan bir taife uydurdukları bazı hezeyanlarla Tevrât’ın bu hükmünü değiştirmişlerdir. Yahûdiler sünnet olmaya devam etmektedirler. Sünnet olmak İmâm Şafiî 'ye göre vâcib ekser ulemaya göre ise sünnetdir. Fakat bulûğa erdikten sonra sünnet olmak onlara göre de vâcibdir. Hitan denilen sünnet ahkâmı taharet bahsinin baş taraflarında görülmüştü.