Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Hemmam: Ebû Hüreyre'nin Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den bize rivâyet ettikleri bunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmiştir. Onlardan biri de şudur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: «Meryem'in oğlu İsâ hırsızlık eden bir adam gördü. ona: Çaldın mı? diye sordu. Adam: Asla! Kendinden başka ilâh olmayan Allah hakkı içini dedi. Bunun üzerine İsâ ; Allah'a inandım; kendimi yalanladım, dedi.» Nalıse, ta'ne ve nezğa: Dokunmak ve dürtmek manâsına gelen müteradif kelimelerdir. Müslim 'den başkalarının rivâyet ettiği bir hadîste: Şeytan çocuğun böğrüne dokunayım derken kalbini dürttü, denilmiştir. Nevevî bundan yalnız Hazret-i İsâ ile annesinin müstesna olduğunu, Kâdî Iyâz ise tütün Peygamber lerin bu istisnada dahil bulunduklarını söylemiştir. Kâdî Iyâz 'a göre Hazret-i Îsâ’nın: «Allah'a inandım, kendimi yalanladım...» sözünden murad: «Sen Allah'a yemin ederek çalmadığını söyleyince ben de tasdik ettim. Kendi zannımı da yalanladım...» demektir. Çünkü onun zannına göre adam hırsızlık etmişti. Yemin edince, kendinin olan bir malı yahut sahibinin izniyle başkasının malını almak istediği, maksadının gasb ve hırsızlık olmadığı anlaşılmıştır. Hazret-i İsâ'nın o şahsı elini uzatırken görerek hırsızlık ediyor zannetmesi, halbuki hakikatte böyle bir şey olmaması da mümkündür. Adam yemin edince İsâ (aleyhisselâm) da zannından dönmüştür.