Müslim, Selâm 4
Kitap Ehli Olanlara Evvela Müslümanın Selam Vermesinin Yasaklanması ve Onların Selamının Nasıl Alınacağı Bâbı
باب النهي عن ابتداء أهل الكتاب بالسلام وكيف يرد عليهم
⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · Selâm · 5661 kaydında.
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَبْدَءُوا الْيَهُودَ وَلاَ النَّصَارَى بِالسَّلاَمِ فَإِذَا لَقِيتُمْ أَحَدَهُمْ فِي طَرِيقٍ فَاضْطَرُّوهُ إِلَى أَضْيَقِهِ " .
Asıl metin · Müslim · Selâm · 5661
Bize Kuteybe b. Saîd rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdülaziz (yani Derâverdi) , Süheyl'den, o da babasından, ö da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Yahûdilerle Hıristiyanlara evvelâ siz selâm vermeyin. Onlardan birine bir yolda rastlarsanız, onu yolun dar yerine sıkıştırın.» buyurmuşlar.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Selâm (no. 5662)
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ، بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، كُلُّهُمْ عَنْ سُهَيْلٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَفِي حَدِيثِ وَكِيعٍ " إِذَا لَقِيتُمُ الْيَهُودَ " . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ جَعْفَرٍ عَنْ شُعْبَةَ قَالَ فِي أَهْلِ الْكِتَابِ . وَفِي حَدِيثِ جَرِيرٍ " إِذَا لَقِيتُمُوهُمْ " . وَلَمْ يُسَمِّ أَحَدًا مِنَ الْمُشْرِكِينَ .
Bu kayıttaki metin
Bize Muhammed b. Müsennâ da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be rivâyet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Küreyb dahi rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Veki', Süfyân'dan rivâyet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Cerir rivâyet etti. Bu râvilerin hepsi Süheyl'den bu isnadla rivâyette bulunmuşlardır. Veki'in hadîsinde: «Yahûdilere rastladığınız vakit.» İbn Ca'ler'in, Şu'be'den rivâyet ettiği hadîste: «Ehl-i kitap hakkında ded'ı ki...» Cerir'in hadîsinde ise: «Onlara rastladığınız vakit...» ibareleri vardır. Ama müşriklerden hiç birinin adını söylememişlerdir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Mütercim şerhi
Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu Bâbın Enes, Abdullah b. Ömer ve Hazret-i Âişe hadîslerini Buhârî «İstizan» bahsinde tahrîc etmiştir. Bu rivâyetler ehl-i kitap denilen hıristiyanlarla Yahûdilere rastlandığı zaman selâm hususunda nasıl hareket edileceğini onların selâmının nasıl alınacağını yolda onlarla karşılaşıldığı vakit kendilerine nasıl muamele yapılacağını bildirmektedirler. Ehl-i kitap selâm verdikleri vakit selâmlarının alınacağında ulema ittifak etmişlerdir. Yalnız onlara: «Ve aleykümüsselâm...» denilmez, sadece «aleyküm» sözüyle iktifa edilir. Görülüyor ki: Bâbımız rivâyetlerinin bazısında (vav) 'la «ve aleyküm», bazısında da (vav) 'sız olarak «aleyküm» denileceği bildirilmiştir. (Vav) 'la rivâyeti daha çoktur. Bu takdirde cümleye iki türlü mânâ verilir: 1- Yahûdiler «essâmüaleyküm» sözleriyle «Ölüm sizin üzerinize olsun» derler. Buna karşılık müslümanın «ve aleyküm» diye cevap vermesi «Sizin üzerinize de» demek olur ki; verilenle alınan selâmın mecmuu şöyle olmuş olur: Ölüm hususunda siz ve biz müsaviyiz, siz bize Ölüm istiyorsanız, siz de öleceksiniz, biz de, bu hususta hepimiz müsaviyiz. 2 - Bu cümledeki (vav) edatı atıf ve teşrik için değil, istinaf içindir. Ve cümle şöyle takdir olunur: Sizin üzerinize de hak ettiğiniz zem ve hakaret gelsin. (Vav) 'ı hazfedenlerce cümlenin takdiri: «Bilâkis ölüm sizin üzerinize olsun şeklindedir. Kâdî Iyâz 'ın beyânına göre bazı ulema cümleden (vav) 'in hazfını tercih etmişlerdir. Maksatları hükümde müslümanlan ehl-i kitapla ortak olmaktan kurtarmaktır. Mâlikî ler'den İbn Habib'in kavli budur. Diğer ulema (vav) 'ı hazfetmeden bırakmışlardır. Nitekim hadîsin ekser rivâyetlerinde bu cümle (vav) ile gelmiştir. Bir takımları Yahûdilere «aleykümüsselam» diye karşılık verileceğini söylemişlerdir. Selâm taşlar, demektir. Cümlenin mânâsı: «Sizin üzerinize taşlar yağsın.» demek olur. Nevevî bunun zayıf olduğunu söylemiştir. Hattâbi umumiyetle hadis ulemâsının bu cümleyi (vav) 'la rivâyet ettiklerini, İbn Uyeyne"nin ise (vav) 'sız rivâyet ederdiğini söylemiş. «Doğrusu da budur,» demişse de Nevevî bu görüşe katılmamıştır. O şöyle diyor: «Doğrusu (vav) ’ın isbatı da, hazfı de caiz olmaktır. Nitekim rivâyetler böyle gelmiştir. Hatta ekser rivâyetlerde olduğu gibi (vav) 'la rivâyet daha güzeldir. Bunda hiç bir zarar yoktur. Çünkü sâm ölüm demektir. Ölüm bize de vardır, onlara da. Şu halde (vav) 'la atfederek yapılan rivâyette bir zarar yoktur.» Ekser ulemâya göre- Yahûdilerle hiristiyanlara evvelâ müslüman selâm veremez. Fakat onlar selâm verirse «vealeyküm» yahut «aleyküm» diyerek selâmlarını almak gerekir. Delilleri Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in: «Yahûdilerle Hıristiyanlara evvelâ siz selâm vermeyin...» hadîsiyîe «Ehl-i kitap size selâm verirlerse "ve aleyküm" deyiverin...» hadîsleridir. Ulemadan bir taifenin Yahûdi ve hıristiyanlara evvelâ müslüma-nın selâm vermesini caiz görmüşlerdir. Bu kavil İbn Abbâs, Ebû Ümâme ve İbn Ebî Muhayrîz hazeratından rivâyet olunmuştur. Bu zevatın delilleri hadîslerin umumuyla selâmı ifşa hadîsidir. Fakat Nevevî : «Bu hüccet bâtıldır. Çünkü âmmdır; Yahûdilerle hıristiyanlara evvelâ siz selâm vermeyin hadîsîyle tahsis olunmuştur,» diyor. Bazıları Ehl-i kitaba onlardan önce davranarak selâm vermek mekruhtur. Fakat haram değildir, demişlerse de Nevevî bunun da zayıf olduğunu söylemiştir. Çünkü bu husustaki nehiy tahrim ifade eder. Kâdî Iyâz ’ın beyanına göre ulemâdan bir cemâat ihtiyaç ve zaruret için ,hıristiyanlarla Yahûdilere selâm verilebilir, demişlerdir. Alkame ile İbrahim Nehaî'nin mezhepleri budur. Evzâî'nin: «Ehl-i kitaba sen selâm verirsen bilmiş ol ki, sulehâ da selâm vermişlerdir; sen selâm vermezsen, suleha da selâm vermemiştir.» dediği rivâyet olunur. Bu sözün manası; versen de caiz, vermesen de, demektir. Ulemadan bir taife ehl-i kitaba selâm verilemeyeceğine kaildir. Müslümanla kâfirden mürekkeb bir cemaata velev ki, içlerinde bir tek müslüman bulunsun selam vermek caizdir. Buradaki selamdan müslüman kasdedilir. Zara : Ayıp ve kusur manasınadır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Hazret-i Âişe 'ye: «Yâ Âişe ! Kötü konuşur olma!» buyurmasından murad ona rıfki mülâyemetıe muamelede bulunmasını öğretmek, acele etmeyip bir şeyin hakikatını araştırması gerektiğinde tenpınte bulunmak içindir. Filhakika Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kuffâra birçok mallar vererek kalblerini İslama yatıştırmaya çalışmıştır. Konuşurken terbiye ve nezakete dikkat buyurması buna nisbetle evleviyette kalır.
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbSelâm · 4. bâb — Kitap Ehli Olanlara Evvela Müslümanın Selam Vermesinin Yasaklanması ve Onların Selamının Nasıl Alınacağı Bâbı
Hadis No5662
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.