Müslim, Âdâb 1
Ebü Kasım Künyesini Takınmaktan Nehiy ve Müstehab Olan İsimlerin Beyanı Bâbı
باب النهي عن التكني بأبي القاسم وبيان ما يستحب من الأسماء
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Âdâb (no. 5598)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ نُمَيْرٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ لَمَّا قَدِمْتُ نَجْرَانَ سَأَلُونِي فَقَالُوا إِنَّكُمْ تَقْرَءُونَ يَا أُخْتَ هَارُونَ وَمُوسَى قَبْلَ عِيسَى بِكَذَا وَكَذَا . فَلَمَّا قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلْتُهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ " إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَمُّونَ بِأَنْبِيَائِهِمْ وَالصَّالِحِينَ قَبْلَهُمْ " .
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. AbdİIlah b. Nünıeyr, Ebû Said El-Eşecc ve Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivâyet ettiler. Lâfız İbn Nümeyr'indir. (Dediler ki) : Bize İbn İdris babasından, o da Simâk b. Harb'den, o da Alkame b. Vâil'den, o da Muğîre b. Şu'be'den naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi) : Necrâna geldiğim vakit bana sordular, dediler ki: — Siz Ebû Harun'un kız kardeşi diye okuyorsunuz. Halbuki Mûsa, İsa'dan şu ve şu kadar sene öncedir! Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in yanına gelince bunu kendisine sordum da: «Onlar kendilerinden önceki Peygamber lerinin ve sulehanın adlarını koyarlardı.» diye cevâb verdi.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Mütercim şerhi
Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu rivâyetlerden Enes hadîsini Buhârî «Kîtâbu’l-Buyû'»'-da, Câbir hadîslerini «Fartu'l-Humus» ve «Edeb» bahislerinde; Ebû Hüreyre hadîsini «Kitâbu'l-Menâkıb»'de tahrîc etmiştir. Bu babda Sünen sahipleriyle diğer hadîs uleması birçok hadîsler rivâyet etmişlerdir. Bunların mecmuu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ümmetine kendi ismini koymalarına izin verdiğini, fakat künyesini takmalarına izin vermediğini bildirmektedirler. Hazret-i Ali’ye ise doğacak çocuğuna isim ve künyesini takmasına ruhsat vermiştir. Bu sebeple ulemâ bu meselede birçok mezheblere ayrılmışlardır. Kâdî Iyâz 'la başkaları bu mez-hebleri toplamış, mecmuu altıyı bulmuştur. Şöyle ki: 1- İmâm Şafiî ile Zâhirîler'e göre adı Ahmed, Muhammed olsun olmasın hiç bir kimseye Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin künyesi olan Ebû Kâasım nâmını almayı helâl görmemişlerdir. 2- Bâzılarına göre buradaki nehiy neshedilmiştir. İlk zamanlar da yasak edilmişti. Binâenaleyh bugün her isteyen Ebû'l-Kâasım künyesini alabilir. İmâm Mâlik 'in mezhebi budur. Selefin cumhûr u ile ekser ulemânın kavilleri budur. Nitekim ilk asırdan beri pek çok kimseler Ebû'l-Kâasim künyesini takınmış ulemâdan buna itiraz eden bulunmamıştır. 3- İbn Cerir'in mezhebine göre hadîs neshedilmemiştir. Ancak buradaki nehiy bu işin haram olduğunu değil, edep ve nezâket için tenzîhen mekruh olduğunu göstermektedir. 4- Ebû'l-Kâasım künyesini takmak yalnız ismi Muhammed veya Ahmed olanlara yasak edilmiştir. Bu isimlerden birini almayanlara Ebû'l-Kâsım künyesini takınmakta bir beis yoktur. Selefden bir cemaatın mezhebi de budur. Onlar bu hususta Hazret-i Câbir'den merfû bir hadîste rivâyet etmişlerdir. 5- Ebû'l-Kâasım künyesini takınmak mutlak surette yasaktır. Babasına Ebû'l-Kâasım denilmesin diye çocuğa Kasım adım koymak da memnudur. Mervan b. Hakem bu sebepten Kâasım ismindeki oğlunun adını değiştirerek Abdül Melik koymuştur. 6- Muhammed ismi mutlak surette menınû'dur. Bu hususta künyesinin bulunup bulunmaması da hükmen birdir. Çünkü bir hadîste Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Çocuklarınıza Muhammed ismini koyuyor, sonra onlara lanet ediyorsunuz.» buyurmuştur, Hazret-i Ömer Kûfeliler'e mektup yazarak çocuklarına Peygamber ismi koymamalarını tenbih etmiş, Medineliler'den bir cemaata da çocuklarına koydukları Muhammed ismini değiştirmelerini emretmiştir. Nihayet bunlara Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in izin verdiği söylenince değiştirme isteğinden vaz geçmiştir. Kâdî Iyâz diyor ki: «Hazret-i Ömer'in bunu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ismine hürmet ve ta'zim için yapılmışa benziyor. Tâ ki hürmeti ayaklar altına alınmasın. «Hazret-i Ömer'in bunu yasak etmesine sebep bir adamı Muhammed b. Zeyd'e söğerken işitmesidir, diyenler de vardır. Hattâ Muhammed'i çağırarak: «Görüyorum ki, senin sebebinle Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e soğuluyor. Vallahi bundan sonra yaşadığın müddetçe Muhammed diye çağrılmıyacaksın!» diyerek ismini Abdurrahman'a çevirdiği rivâyet olunur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in: «Ben ancak taksimciyim, aranızda taksim yaparım!» sözünden mu-rad: «Ben mücerret oğlumun adı Kâasım diye Ebû'l-Kâasım namını almış değilim, bilâkis bana Kâasım adı verilirken ezelde dinî ve dünyevî hususatta taksimci olmam mânâsı nazarı itibara alınmıştır. Binâenaleyh ben ne zât hususunda, ne de isim ve sıfatta sizin gibi değilim» demektir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in taksimcilîğinden maksat mîras ve ganimetleri zekât, fey' vesair miktarları Allah'ın tebliği ile ümmet arasında paylaştırmasıdır. Oğlunun ismini Muhammed koyan zâta ensârın: «Sana Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in ismini vermeye müsâade etmeyiz» demelerinin mânâsı, sana Ebû Muhammed denilmesine müsaade edemeyiz, demektir. Nitekim rivâyetlerin birinde o zâtın oğluna Kâasım adı verdiğini, ensârın buna da itiraz ettiklerini görüyoruz. Çünkü bu seferde o zata Ebû'l-Kâasım denilecektir. Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) ensârın bu itirazlarını yerinde bulmuş ve: «En-sar iyi etmişler» buyurarak doğan çocuklara Muhammed ismi verilmesine müsaade etmiş. Ebû'l-Kâasım künyesine müsaade bu-yurmamıştır. Ebû'l-Kâasım'dan gayri bütün künyelerin kullanılması caiz olduğuna ulema ittifak etmişlerdir. (Yerinde de izah ettiğimiz vecihle künye lâkabın bir nev'idir. Yalnız lâkab ekseriya zemmi tazammum eder. Künye ise bilâkis medih bildirir. Lâkabdan bir farkı da «Eb» veya «ûm» kelimeleriyle başlamasıdır. Ebû Bekr, Ebû Fâtıme, Ümmü Süleym ilâh.) Necranlılar'ın Hazret-i Muğîre'ye sordukları suâlin mânâsı şudur: «Siz Kur'ân'da Hazret-i Meryem için ey Harun'un kız kardeşi denildiğini okuyorsunuz. Halbuki Mûsa (aleyhisselâm) Hazret-i İsa'dan asırlarca Önce dünyaya gelmiştir. Hazret-i Harun, Mûsa'nın kardeşi; Hazret-i Meryem ise, îsa (aleyhisselâm) ’in annesidir. Şu halde nasü olur da Hazret-i Meryem kendinden yüzlerce sene önce yaşayan Harun (aleyhisselâm) 'in kız kardeşi olabilir.» Anlaşılıyor ki, Hazret-i Muğîre bu suâlin cevâbını verememiş, Medîne'ye döndüğünde onu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’detn öğrenmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in verdiği cevap şudur: «Onlar kendilerinden Önceki Peygamber lerinin ve sülehanın adlarını koyarlardı.» Yani Hazret-i Meryem zamanında insanlar eski peygamber lerin ve sulehânin adlarını koyarlardı. Hazret-i Meryem de Harun isminde bir şahsın kız kardeşi idi. Yoksa Hazret-i Mûsa'nın kardeşi olan Hârun'un kız kardeşi değildir. Maamafih aralarında bin senelik bir zaman olmasına rağmen Hazret-i Meryem, Harun (aleyhisselâm) 'ın sülâlesindendi. Onunla kardeşlik tabakasında birleşiyordu, diyenler de olmuştur. Bu son hadîsle ulemâdan bir cemâat doğan çocuklara Peygamber ismi koymanın caiz olduğuna istidlal etmişlerdir. Nitekim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) oğlunun ismini İbrahim koyarak bu cevazı fiilen göstermiştir. Kâdî Iyâz 'ın beyânına göre ulemâdan Bazıları çocuklara Melâike ismi koymayı kerih görmüşlerdir. Hâris b. Miskin'in kavli budur. İmâm Mâlik çocuklara Cibrîl ve Yasin adlan verilmesini kerih görmüştür.
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbÂdâb · 1. bâb — Ebü Kasım Künyesini Takınmaktan Nehiy ve Müstehab Olan İsimlerin Beyanı Bâbı
Hadis No5598
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.