Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi n Ebû Bekr rivâyetini Buhârî «Menâkib-i Ensâr» ve «Lukata» bahislerinde Ebû Hüreyre rivâyetini «Kitâ-bu't-Tefsir»le «Kitâbu'l-Eşribe»'de; aynı rivâyeti Nesâî «Kitâbu'l-Eşribe»'de tahrîc etmişlerdir. İlya'dan murad: Kudüs'teki Beyt-i Makdis'tir. Fıtrattan murad ise: İslâmiyettir. Hazret-i Ebû Bekr'in: «Onu içti, ben de razı oldum...» sözünden maksadı: İhtiyacına kadar içtiğini gördüm; benim de gönlüm rahat oldu, demektir. Hadîsin muhtelif rivâyetlerinden anlaşıldığına göre: Ebû Bekr'in sağdığı koyunlar Medîneli bir çobana ait olup, sahipleri yanlarında yokmuş. Buradaki Medine sözünden Mekke şehri kastedilmiştir. Bir rivâyette koyunların Kureyş'den bir adama ait oldukları bildirilmiştir. Burada şöyle bir sual hatıra gelebilir: Acaba Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) sahibinden izin alınmadan sağılan sütü nasıl içmiştir? Bu suale dört vecihle cevap verilmiştir. Şöyle ki: 1- Koyun sahibi kendisine izin ve emniyet verilmeyen (pasaportsuz) bir gayri müslimdir. Şu halde onun malı izinsiz alınabilir. 2- İhtimal o adamı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) tanıdığı için yanına uğramış, sütünü içmeyi kerih görmemiştir. 3- Caiz ki, o zamanın örf ve âdetine göre izinsiz bir bardak süt içmeye herkes için müsaade edilir; bu hususta çobanlara talimat verilirmiş. 4- Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz muztar kalmıştı. Zaruretler ise memnu' olan şeyle mubah kılar. Hadîsin buradaki rivâyetleri muhtasardır. Îmam-ı Müslim kitabın başında onun tamamım rivâyet etmiştir. Orada da görmüştük ki, Allahü teâla Peygamber -i Zişân'ma sütü tercih etmesini ilham buyurmuş. Bununla ümmetine taltif ve tevfikde bulunmayı dilemiştir. Cebrail (aleyhisselâm) 'ın: «Seni fıtrata hidâyet buyuran Allah'a hamd olsurj.» sözü hakkında muhtelif kaviller vardır. Onların muhtar olanına göre Cebrail (aleyhisselâm) 'a netice bildirilmiş; sütü içerse iyi olacak, şarabı tercih ederse ümmeti sapacak denilmiştir. Hadîsin geniş izahı «İsrâ'» bahsinde geçmişti. Hadîs-i şerîf Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in açık bir muci-zesidir. İnsanın yeni yeni nimetlere nail oldukça Allah'a hamd etmesinin müstehab oluşu bu hadîsle sabittir.