Müslim, Müsâkāt 3
Âfat (Telefatın) ı Hesaptan Düşme Bâbı
باب وضع الجوائح
⟲ Tekrar rivayetBu kaydın Türkçe çevirisi metni vermiyor, bir önceki hadise atıf yapıyor (Arapçası tam). Asıl metin Müslim · Müsâkāt · 3979 kaydında.
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنْ لَمْ يُثْمِرْهَا اللَّهُ فَبِمَ يَسْتَحِلُّ أَحَدُكُمْ مَالَ أَخِيهِ " .
Asıl metin · Müslim · Müsâkāt · 3979
Bana Muhammed b. Abbâd rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdülazîz b. Muhammed, Humeyd'den, o da Enes'den naklen rivâyet etti ki, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Allah o hurmalığa yemiş vermezse bir hanginiz dîn kardeşinin malını kendine ne ile helâl kılar?» buyurmuşlar.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Müsâkāt (no. 3980)
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْحَكَمِ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ دِينَارٍ، وَعَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ، - وَاللَّفْظُ لِبِشْرٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ حُمَيْدٍ الأَعْرَجِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ عَتِيقٍ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّوسلم أَمَرَ بِوَضْعِ الْجَوَائِحِ . قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ - وَهْوَ صَاحِبُ مُسْلِمٍ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرٍ عَنْ سُفْيَانَ بِهَذَا .
Bu kayıttaki metin
Bize Bişr b. Hakem ile İbrâhîm b. Dînâr ve Abdülceb-bâr b. Alâ' rivâyet ettiler, lâfız Bişr'indir. (Dediler ki) : Bize Süfyân b. Uyeyne, Humeyd-i A'rac'dan, o da Süleyman b. Atîk'dan, o da Câbir'den naklen rivâyet etti ki, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) âfât (telefatın) 'ı hesaptan düşmeyi emir buyurmuş. Ebû İshâk —ki Müslim 'in arkadaşıdır—: Bize Abdurrahman b. Bişr, Siifyân'dan bu isnadla rivâyette bulundu; dedi.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:Muâmelât
Mütercim şerhi
Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi n Hazret-i Enes rivâyetini Buhârî «Büyü'» bahsinde tahrîc etmiştir. Hazret-i Enes'in kitabımızdaki üçüncü rivâyeti Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)' e muttasıl ve merfu' gösterilmişse de Dârekutnî bunu «Râvilerden birinin vehmi» diye vasıflandırmış; hadîsin Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in değil, Hazret-i Enes'in sözü olduğunu beyân etmiştir. Cevâih: Câihanın cem'idir. Câiha: Yemiş ve diğer malları helâk eden âfettir. Büyük musibet ve fitne mânâlarına da gelir. Satılan meyve henüz müşteri toplamadan dolu gibi semavî bir âfet sebebiyle telef olursa.'zararı satıcı mı çeker; yoksa müşteri mi? meselesinde ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Hanbelîler'den İbn Kudâme «El-Muğnî» nâm eserinde şunları söylüyor: «Bu mesele üzerinde birkaç vecihle söz edilmiştir: 1- Câihanın telef ettiği meyveler filcümle satıcının garantisi altındadır. Ekseri Medîneliler'in kavli budur ki, Yahya b. Saîd-i Ensârî, İmâm Mâlik ve Ebû Ubeyd ile hadîs ulemâsından bir cemaat da bunlar meyanındadır. 2- Câiha: Rüzgâr, dolu, çekirge ve susuzluk gibi insanın dahlü tesiri bulunmayan her âfettir. 3- Zâhir-i mezhebe göre âfetin azı ile çoğu arasında bir fark yoktur. Ancak, tahdîd ve inzibatı mümkin olmayacak derecede az ve telef elması âdet hükmüne giren miktara itibar edilmez. İmâm Ahmed: Ben on veya yirmi hurma tanesinde itibâr edilecek demem; üçte birin ne olduğunu da bilmem; lâkin zarar üçte birden, dörtte veya beşte birden fazla olursa hesaptan indirim yapılır; demiştir. Başka bir rivâyette İmâm Ahmed : Zarar ziyan malın üçte birinden az olursa onu müşteri çeker; demiştir. İmâm Mâlik ile eski mezhebine göre Şafiî 'nin kavilleri de budur. Çünkü meyve ve ekinin bir kısmını ister istemez kuşlar yiyecek, rüzgâr dağıtacak, bir kısmı da yere dökülecektir. Binâenaleyh bu zararla semavî âfetin getirdiği zarar arasındaki had-din ta'yini lâzım gelir, Şeriatın vasıyyet ve hastanın bağışı gibi yerlerde üçte biri nazar-ı itibâra aldığını görüyoruz. Bu sabit olunca deriz ki: Âdetten fazla bir şey telef olursa, telef olan miktar umumî kıymetten düşülür. Meyve veya ekinin hepsi telef olursa akid bozulur; müşteri parasını geri alır. Bir kısmı telef olursa, malın üçte biri miktarını yahut daha fazla tuttuğu takdirde, zararı miktarı umûmî kıymetten düşülür. Zarar malın üçte birinden az ise kıymetten bir şey düşülmez. Alanla satan âfette veya âfetin telef ettiği miktar hususunda ihtilâf ederlerse söz satanındır, çünkü malda asıl olan, selâmettir.» Selef ulemânın cumhûr u ile Sevrî İmâm A'zam , Ebû Yûsuf, Muhammed, yeni mezhebinde İmâm Şafiî , Ebû Ca'fer Taberî ve Zahirîler: «Müşteri teslim almışsa âfet sebebiyle zayi' olan malın miktarı az olsun çok olsun zarar kendine aittir; teslim almadan telef olursa zara satıcınındır.» demişlerdir. Burada malın tesliminden murâd, tahliye yani müşteriyi malı ile baş başa bırakmaktır. Âfetin sebep olduğu zararın umumî nyattan düşüleceğine kail olanlar Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in bu husustaki emri ve hadîsteki: «Ondan bir şey alman sana helâl olmaz.» cümlesiyle istidlal etmişlerdir. Bir de: «Ağaçların sulanması ve bakımı sahibinin vazifesi olduğu için ağaçtaki meyveler ma'nen onun elindedir ve teslimden önce telef olmuş gibidir.» derler. Zararın umumî fiyattan düşülmeyeceğim söyleyenler, bundan sonraki Bâbın ilk hadîsiyle istidlal etmişlerdir. Bu rivâyetlerde zikri geçen: «Dîn kardeşinin malını kendine ne ile helâl kılarsın?» cümlesinden murâd: Meyve telef olduğu zaman müşterinin parasına mukabil ortada mal kalmadığını; binâenaleyh satıcının bu parayı haksız yere almış olacağını beyândır. Bu cümle hükmün galibe (ekseriyete) göre verileceğine delildir.
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbMüsâkāt · 3. bâb — Âfat (Telefatın) ı Hesaptan Düşme Bâbı
Hadis No3980
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.