Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Büyü'», «Etime», «Cihâd», «Megâzî» ve «Deavât» bahislerinde tahrîc etmiştir. Onun rivâyetinde hadîs biraz daha uzundur. Ebû Talha, Hazret-i Enes'in validesinin kocası yani üvey babasıdır. Buhârî 'nin rivâyetinden anlaşıldığına göre hadîs-i şerîf Hayber vak'asından dönerken vârid olmuştur, Resûlüllah 'ın terkisinde Hayber'den aldığı Safiyye binti Huyeyy de bulunuyormuş. Fahr-i Kâinat (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz onu bir aba ile veya bir çarşafla örterek arkasına almış Sahbâ' denilen yere geldikleri vakit hays yemeği yaptırarak bir takım zevatı davet etmiş ve kendilerine ziyafet vermiş. Orada zifafa girmiş. Hazret-i Safiyye (radıyallahü anh) Ümmühât-ı mü'rninindendir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu Hicret'in yedinci yılında Hayber'den esir alarak almış, sonra âzâd ederek kendisiyle evlenmiştir. Sahbâ: Hayber'le Medine arasında bulunan bir yerdir. Nevevî 'nin beyânına göre Uhud dağının Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i sevmesi hakikattir. Allahü teâlâ onda bir temyiz halketmîş bu suretle Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i sevmiştir. Bunun emsali çoktur. Nitekim Teâlâ hazretleri Allah korkusundan bâzı taşların yükseklerden yuvarlandığını beyân buyurmuştur. Kuru hurma kütüğü inim inim inlemiş; ufak taşlar teşbihte bulunmuş; taş Hazret-i Mûsa'nra elbisesini kaçırmıştır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadîsinde: «Ben Mekke'de öyle bir taş bilirim ki, bana selâm verird:» buyurmuş, ayrı yerlerde bulunan iki ağacı çağırdığı vakit ağaçlar derhal bir yere gelmiş; Hira dağı sarsıldığı vakit ona: «Dur» emrini vermiş. Sarsıntı derhal kesilmişti. Teâlâ hazretleri: "Hiç bir şey yoktur ki, Allah'ın hamdine bürünerek tesbihte bulunmasın. Lâkin siz onların tesbihini anlamazsınız." buyurmuştur. Bu âyetin mânâsı hakkındaki sahîh kavle göre her şey hâline göre hakîkaten tesbîh eder. Ancak biz eşyanın teşbihlerini anlamayız. Ehl-i Tahkik ulemâ hadîsdeki sevgiyi de hakikat mânâsına almışlardır. Bazıları cümleden muzaaf hazfedilerek onun yerine muzâfunileyhin bırakıldığını söylemişlerdir. Bu takdirde hadîsin mânâsı «Uhudlular bizi sever» demek olur.