Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Ulemâ buradaki küfürü iki vecihle îzâh etmişlerdir. Mâzirî ile diğer bâzılarına göre küfürden inurâd: Sakin olmaktır. Sa'leb, bunun köyde yaşamak, mânâsına geldiğim söylemiştir. Bu taktirde cümlenin mânâsı: Hazret-i Muâviye o zaman Mekke'de yaşardı.» demek olur. İkinci veçhe göre: Küfürden murâd: Kelimenin zahirî mânâsı yani Allah'a inanmamaktır. Hazret-i Sa'd, bu cümle ile: «Biz, Hacc-ı müt'a yaptık, hâlbuki Muâviye henüz müslüman olmamış Mekke'de yaşayan bir kâfirdi.» demek istemiştir. Kâdi İyâz ile diğer hadîs ulemâsının ihtiyar ettikleri vecih budur. Nevevî : «Sahîh ve muhtar olan da budur.» diyor. Buradaki müt'adan murâd: Hicretin 7. senesinde îfâ edilen ömre-i kazadır. Filhakika Hazret-i Muâviye o zaman henüz müslüman olmamıştı. Onun aynı sene ömreden sonra müslümanlığı kabul ettiği söylenirse de sahîh olan kavle göre bir sene sonra yani hicretin 8. yılında müslüman olmuştur. Muâviye (radıyallahü anh) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in îfâ buyurduğu diğer ömrelerin hiç birinde kâfir olarak bulunmadığı gibi Mekke'de değil, dâima Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber bulunmuştur. Kâdi Iyâz 'in beyânına göre ulemâdan Bazıları bu hadisdeki «Kâfir» sözünü «Allah'ın arş-ı âlâsına inanmazdı.» mânâsına almışlarsa da bu söz, bir hatâ ve tashîften ibarettir. Hadîs-i Şerif, haccda müt'anın caiz olduğuna delildir.