Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Kâdi İyâz diyor ki: «Bu hadîs Hazret-i Âişe 'den sahih rivâyetle naklolunan sahabe fiillerine ve sahabenin muhtelif niyetlerle ihrâma girmelerine muarızdır. Çünkü Hazret-i Âişe 'nin ömreye niyet ettiğini göstermektedir. Hâsıl-ı kelâm şudur ki Âişe (radıyallahü anha) evvelâ hacca niyet etmiş, sonra cemaata niyetlerini bozmaları emir olunca o da niyetini bozarak ömreye niyet etmiştir. Hayızım görerek ömreyi tamamlams"c imkân bulamayınca Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona hacca niyet etmesini emir buyurmuştur. Bu suretle Âişe (radıyallahü anha) , hacca niyet etmiş ve haccı ömrenin üzerine bina etmiş yani kıran yapmıştır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in: — (Dimareni bırak!) sözünün mânâsı: onu tamâmiyle boz, demek değildir. Çünkü gerek ömreden gerekse haccdan çıkmak ancak niyetle sahîh olur. Bu da onları tamamladıktan sonra ihramdan çıkmakla mümkündür. Bu emrin mânâsı: (Ömre fiillerini tamamlama!) demektir. Ömre: Tavaf, sa'y ve saç kesmek ile tamam olur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunları bırakarak hacca niyet etmesini ve bu suretle hacc-ı kıran yapmasın! yani tavaftan mâada bütün hacc fiillerini yaparak tavafı hayızından temizleninceye kadar te'hû etmesini emir buyurmuştur. Hazret-i Âişe de Öyle yapmıştır. Ulemâ, Abd b. Humeyd rivâyetindeki (ömreni kes!) cümlesinin bu te'vîli te'yîd ettiğini söylemişlerdir.» Hazret-i Âişe yalnız ömre yapmak istemişti. Nitekim diğer ümme-hât-ı mü'minîn ile ashâb-ı kirâm hacclarını bozarak ömreye niyet etmişlerdi. Fakat onlar terviye gününden önce ömreyi tamamlayarak ihramdan çıkmışlar, sonra terviye günü Mekke'de tekrar hacca niyet etmişler; bu suretle ayrı ayrı birer ömre, birer de hacc ifâ etmişlerdi. Hazret-i Âişe 'ye gelince: Onun ömresi hacc-ı kıranın zınnmda olmuştu. Onun için de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Mina'dan döndükleri gün kendisine: «Senin tavafın hem haccına hem ömrene kâfidir.» buyurmuştu. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) , bu sözüyle Hazret-i Âişe 'ye haccı ile ömresinin tamâm olduğunu, yaptığı bir tavafın hem hac hem ömre yerine geçeceğini anlatmak istemişti. Fakat Âişe (radıyallahü anha) bunu kabul etmiyerek, mutlaka ayrıca bir ömre yapmak istemişti. Bu ömreye niyet ettiği vakit Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine: — «Bu ömre ayrıca yapmak İstediğin ömrenir yerinedir.» buyurdular. Hasbe gecesi hacıların Mina'dan Muhassab denilen yere indikleri geçedir. Muhassab: Mina yolu üzerinde Mekke'ye yakın bir yerdir. Hadîs-i Şerif şu hükümleri ihtiva etmektedir. 1- Bir kimse nikâhı kendisine haram olan akrabasından bir kadını terkisine alabilir. Onunla bir yerde yalnız kalması da caizdir. Bu cihet ulemâ arasında ittifâkîdir. 2- Haccın üç nev'inden birine niyet etmek caizdir. Ulemâ bu mes'elede dahi ittifak etmişlerdir.- İhtilâf hangisinin efdal olduğımdadır. 3- Hazret-i Âişe hacc-ı kıran yaptığı hâlde kurban kesmediğini söylemesi müşkil görülmüştür. Nevevî diyor ki: «Bu, şöyle te'vîl edilebilir: Hazret-i Âişe bu sözüyle: ihram hâlinde memnu olan koku sürünmek, baş örtmek, av vurmak, saç ve tırnak kesmek gibi şeylerden birini irtikâb etmedim. Onun için bana kurban kesmek, sadaka vermek ve oruç tutmak gibi şeyler lâzım gelmedi; demek istemiştir.»