Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Hayz» ve «Hacc» bahislerinde; diğer Kütübi Sitte sahipleri «Hacc» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. . . Veda haccı: Hicretin 10. yılında yapılmıştır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) , Medine'ye hicretinden sonra yalnız bu haccı, ifâ etmiştir. Mekke'deyken yaptığı haccların sayısını ancak Allah bilir. Bu hacca «Haccetü’l-Vedâ» denilmesinin sebebi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ashâb-ı Kiram'ına va'z-u nasîhatlar ederek kendileriyle vedâlaşmasıdır. Bâbımızda da görüleceği vecîhle Hazret-i Âişe 'den bu hususta rivâyet edilen hadîsler muhteliftir. Bunların bâzısında «Ömreye niyet ettik.» diğer bâzısında «Kimimiz ömreye kimimiz hacca' niyet ettik.»; bir rivâyette «Yalnız hacca niyet ederek yola çıktık.» denilmektedir. Bu rivâyetlerin hepsi sahihtir. Ebû Ömer, Hani Abdilberr: «Bu bâbda Hazret-i Âişe 'den rivâyet olunan hadîsler cidden muztaribdir.» demiş. Kâdi İyâz dahi aynı şeyi söylemiştir. İbn Abdilberr'in beyânına göre Evzâî , İmâm Şafiî , Ebû Sevr ve İbn Teyye, Urve'nin rivâyet ettiği bu hadîsi kabul etmemiş ve: «Bu yanlışdır. Hazret-i Âişe 'den hadîs rivâyet edenlerden hiç biri bu hususta Ufve'ye tabî olmamıştır.» demişlerdir. İsmâil b. İshâk; dahi: «Bu zevat yani Kâsım , Esved ve Amra, Ümmü'l-Mü'minîn Hazret-i Âişe 'nin ömreye değil hacca niyetlendiğine ittifak etmişlerdir. Bundan anlıyoruz ki: Urve'nin rivâyeti yanlışdır. Çünkü Hammâd b. Selemenin Hişâm vasıtasıyla rivâyet ettiği hadîsde Urve: — Bana, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den birçok zevat rivâyet etti ki, Âişe ’ye (ömreni bırak!) buyurmuş; demişdir. Bu da gösterir ki, Urve bu hadîsi Hazret-i Âişe 'den işitmemiştir.» diyoç. Bu hususta Zâhirîl er’den İbn Hazm dahi şöyle demektedir: «Ebû'l-Esved'in, Türve tarikiyle Âişe 'den rivâyet ettiği hadîsle Yahya b. Abdurrahmân b. Hâtıb'ın yine Âişe 'den rivâyet ettiği hadîs ulemâya göre münker ve hatâdırlar. Mezkûr Ebû’l - Esved hadîsinin hatâ olduğunu bizden önce Ahmed b. Hanbel söylemiş, İmâm Mâlik ise: — Bizim memlekette Teve'nin, Hazret-i Âişe 'den rivâyet ettiği hadîsle ne eskiden amel olunmuştur ne de şimdi; demiştir.» Hedy: Kurban edilmek üzere harem-i şerife gönderilen hayvandır. Ömre: Kâide'yi tavaf ile saîden ibarettir. Buna küçük hacc da derler. Haccın bundari mâada temettü' ve kıran nâmıyla iki nev'i daha vardır. Temettü'uu ıfatı: Evvelâ ömre yapmak, sonra ihramdan çıkarak tervıye gücüne kadar Mekke'de kalmak, terviye günü harem-i şerîfde tekrar ihrama girmektir. Bu, ikinci ihramda dahi münferid hac yapanlar gibi hareket olunursa da aralarında bâzi farklar vardır. Temettü' için kurban dahi lâzımdır. Kıran: Hacc ile ömreye beraberce niyet edilerek yapılan haccdır. Bunda da iki tavaf ve iki saî lâzım geldiği gibi kurban kesmek dahi îcâb eder. Şâfiîler 'e göre ifrat yani yalnız hacc, İmâm Mâlik ’le İmâm Ahmed 'e göre temettü'; Hanefîler 'e göre ise kıran efdaldır. Hadis-i Şerif'de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Hazret-i Âişe 'ye «Ömreyi bırak!» buyurması, onun kırana niyet ettiğine delildir. Ten'îm: Harem-i şerifin Şam tarafına düşen kenarıdır. Bu yer «Mesâcid-i Âişe (radıyallahü anha) nâmıyla meşhurdur. cümlesini şeklinde okumak da caizdir. Bu takdirde «Mekâne» kelimesi mahzûf bir âmilin zarfı olur. Bazıları. bu kıraati daha muvafık görmüş, kelimenin merfû okunmasını tecviz etmemişlerdir. Kâdi Iyâz bilâkis merfû okunmasını tercih etmiştir. Çünkü «Mekân» kelimesiyle zarf değil ömrenin bedeli kastedilmiştir. Hazret-i Âişe , Zi’l-Hicce'nin üçünde Şerif denilen yerde hayız görmüş ve Kurban Bayramı günü temizlenmiştir.