Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî ile Ebû Dâvud «Kitâbu's-Savm» da tahric etmişlerdir. Buhârî 'nin rivâyetinde «Ramazan» kaydı yoktur. Aynî 'nin beyanına gör mezkur kayıtda iki faide vardır. Bunlardan biri hadisle istidlalin ancak «Ramazan» kaydıyla tamam olması, diğeri İbn Hazm'e cevab-ı red teşkil etmesidir. Çünkü İbn Hazim «Bu orucun nafile oruç olması ihtimali vardır. Binaenaleyh Ebû'd-Derdâ’ hadîs Ramazan orucu için haccet olamaz. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in bu seferi de feth-i Mekke seferi zannedilmez. Zira mezkûr seferde Abdullah b. Revana'nin Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte olduğu anlaşılıyor. Halbuki Abdullah, Mekke seferinden önce Mûte'de şehid edilmiştir.» diyor. «Et-Telvih» sahibi bu seferin Bedir seferi olması ihtimalinden bahsetmiştir. Çünkü Tirmizî 'nin Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) «Bedir ve Fetih harplerinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Ramazanda'gaza ettik, her iki hrabde de oruç tutmadık» demiştir. Tirmizî bu hususta biri «Seferde oruç tutmanın keraheti.», diğeri «Seferde oruca ruhsat hakkındaki hadîsler.» olmak üzere iki bâb tanzim etmiştir. Birinci bâbda Câbir b. Abdillah (radıyallahü anh) hadisini, ikinci babda da Hamzatü'bnü Amr Eslemî hadîsini tahrîc etmiştir. Hadîslerin ikisi de az yukarıda geçmiş, İmâm Nevevî « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in iftar etmiyenler hakkında (onlar erdir.) buyurması, oruçtan zarar görenlere hamledilmiştir. Yahut caiz ..; beyân için kendilerine iftar emri verilmiş fakat onlar bu vacibe muhâlefet etmişlerdir. Her iki takdire göre de oruçtan zarar görmemek şartıyla seferde oruç tutan kimse âsi sayılmaz.» demişti. Burada şöyle bir suâl ortaya çıkar: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) iftar emrini verdiği halde sahabeden Bazıları hattâ ashâb-ı kirâm'in en faziletlileri olan Ebû Bekir ile Ömer (radıyallahü anh) da dâhil oldukları halde bu emre muhalefet edebilmişlerdir.» Cevâp: Câbir hadîsinde iftar emri yoktur. Kütüb-isitte sahiplerinin tahrîc ettikleri rivâyette dahi iftar emrinden bahsedilmemiş, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) iîtar ettikten sonra ashâb-dan bâzılarının oruca devam ettikleri bildirilmiştir. Ebû Bekir ile Ömer (radıyallahü anh) hazerâtının oruçları Merru'z - Zahrân'dadır. Merrü'z- Zahrân, Usfan’dan sonra gelir. O hadîsde orucun fetih seferinde tutulduğuna dair söz yoktur. Gerçi hadîsin zahirinden bu seferde olduğu anlaşılırsa da, Ebû Bekir ile Ömer (radıyallahü anh) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in iftarın ruhsat mânâsına anlamışlar, kendilerinde oruç tutmaya iktidar görünce iftar etmemişlerdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da başkaları onlara uymasın diye iftar etmelerini emir buyurmuştur.