Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Hazret-i . Câmr hadîsinin ikinci rivâyetini Buhârî Ebû Dâvud ve Nesâî «Kitâbu's-Savm» da tahric etmişlerdir. Bu babda Sahabe-i kirâm'dan Abdullah İbn Ömer, Ka'b b. Mâlik, İbn Abbâs ve Ebû Hüreyre (radıyallahü anhüm) hazerâtından da rivâyetler vardır. 1- İbn Ömer hadîsini Tahavî ile İbn Mâce tahric etmişlerdir. Bu hadîsde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Seferde oruç tutmak tâattan mâdut değildir.» buyurmuştur. 2- Ka'b b. Mâlik (radıyallahü anh) hadîsini Tahavî tahric etmiştir. Mezkûr hadîsde dahi: «Seferde oruç tutmanız tâ attan mâdut değildir.» buyurulmaktadır. Ayni rivâyeti Nesâî ile İbn Mâce ve Taberâni de tahric etmişlerdir. 3- İbn Abbâs rivâyetini İbn Adiyy rivâyet etmistir. Hadis aynen İbn Ömer rivâyeti gibidir. 4- Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) rivâyetini yine İbn Adiyy tahric etmiştir. Mezkûr rivâyet de yukarkiler gibidir. Râvileri arasında Muhammed İbn İshak vardır. Bu zâtın hadîsi münkerdir. Tahavî (238-321) : «Ulemâdan bir cemâat bu hadîslerle istidlal ederek Ramazanda sefer eden bir kimsenin oruç tutması afdal olduğunu söylemişlerdir.» diyor. Tahavî'nin bunlardan muradı: Saîd b. Cübeyr, Sadîü'bnü’l-Müseyyeb, Ömer b. Abdilazîz, Şabî, Evzaî, Katâde, İmâm Şafiî , İmâm Ahmed ve İshâk’dır. Câbir (radıyallahü anh) hadîsinin birinci rivâyetinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimizin: «Onlar asilerdir.» buyurduğu kimseleri ulemâ «Oruçtan mütezarrır olanlar.» mânâsına hamletmişlerdir. Yahut orucu bozmanın caiz olduğunu beyân için Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendilerine iftar emrini vermiş, bu emre muhalefet ettikleri için onlara «Âsi» demiştir. Nevevî diyor ki: «Her iki takdire göre de oruçdan zarar görmemek şartıyla sefer hâlinde oruç tutan kimse âsi değildir. Birinci tevili hadîsin ikinci rivâyetindeki: «Cemaata oruç tutmak meşakkatli geldi.» cümlesi te'yid etmektedir. Bu rivâyet mutlak olan öteki rivâyetleri beyân etmektedir. Bütün rivâyetlerden murâd: Oruçtan zarar görmiyenlerdir. Câbir hadîsinin ikinci rivâyetinde üzeri gölgelendirildiğinden bahsedilen zât'ın Ebû îsrâil olduğu söylenir. Hatibin «Kitâbü'l-Mübhemât» nâm eserinde beyân ettiği vecihle Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebû İsrail'li iki oğlunun kollar; arasında üzeri gölgelenerek sürüklenirken görmüş ve onun neden böyle götürüldüğünü sormuş. Ashâb: — «Bu zât Beytullah'a yürüyerek gitmeyi nezretmiş.» demişler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) : — Şüphesiz ki Allah bunu nefsini ta'zib etmesinden müsteğnidir. Ona emredin de gitsin hayvana binsin.» buyurmuşlar. İmâm Ahmed b. Hanbel 'in «Müsned» inde mezkûr zâtın gölgelendirilen şahıs olmadığına işaret vardır. Zahirîler'den Bazıları «Sefer halinde oruç tutmak tâattan mâdut değildir.» Hadîsi ile istiklâl ederek: «Taâttan mâdut olmayınca oruç tutmak günahtır. Binâenaleyh Ramazanda sefer hâlinde tutulan oruç farz yerine geçmez.» demişlerdir. , Tahavî: « Bu hadîsi n lâfzı zikri geçen muayyel şahsa mahsûstur. Hadîsin mânâsı: İnsanın kendini bu derece yorması tâat sayılamaz, Allah oruç tutmamak için ruhsat vermiştir, demektir.» şeklinde te'vilde bulunmuştur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in şiddetli sıcaklarda seferde bizzat oruç tutmuş olması bu te'vîlin sıhhatine delildir. Seferde oruç tutmak günah olsa, ondan herkesden Önce kendisi kaçınırdı. Bu hususta başka te'viller de vardır. Şer'î kaaide şudur ki: Teâlâ Hazretleri bu ümmete takat getirerniyecekleri şeyleri teklif buyurmamıştır. Hasta olan mukîm ile oruç kendini bîtap düşüren zayif, telef-i nefisden korkanlarsa iftar etmelerine ruhsat vermiştir. Böylelerinin oruç tutması isyan sayılır. Birinci rivâyetteki «Onlar âsilerdir.» sözü de buna hamlolunur. Oruç tutmak kendilerine zarar vermiyen kimselerin hükmü ise az yukarıda görüldüğü veçhile tutup tutmamakta muhayyer olmalarıdır. Rivâyetlerin arası bu suretle bulunmuş olur. Ortada muâraza olmadığı için nesih iddiasına'da mahal kalmaz. Nesâî 'nin tahric ettiği bir,hadîsde Resûlüllah , (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Şüphesiz ki Allah yolcudan oruçla namazın yarısını kaldırmıştır.» buyurmuştur.