Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Görülüyor ki: Bu hadîsi dört sahâbî yani Hazret-i Âişe , Câbir, Ümmü Seleme ve Sa'd b. Ebi Vakkaas (radıyallahü anhûm) rivâyet etmişlerdir. Ümmü Seleme (radıyallahü anha) rivâyetini Buhârî «Kitâbu's-Savm» ile «Kitâbu'n-Nikâh»'da; Nesâî «İşratü'n-Nisâ»da; İbn Mâce «Kitâbu't-Talâk»'da rivâyet etmişlerdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in bir ay kadınlarından ayrılması muhtelif lâfızlarla ifâde olunmuştur. Bâbımız rivâyetlerinden de anlaşılacağı vecihle bunların bâzılarında: « Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bir ay zevcelerinin yanına girmemeye yeniîn etti.» denilmiş; bâzılarında bunun yerine: «Bir ay kadınlarından uzaklaştı,»; Buhârî 'nin rivâyetinde: «Kadınlarına bir ay îlâ yaptı.» ifâdesi kullanılmıştır. ilâ da bir nev'î yemin olduğuna göre rivâyetler arasında birbirine münâfaat yoktur. Şeriat ıstılahında îlâ: Bir kimsenin karısına dört ay yahut daha fazla yaklaşmamaya yemîn etmesi, mânâsına gelirse de, hadisdeki ilâdan murâd bu değil; sâdece yemindir. Zira bir âyet-i kerime şer'an îlâ müddetinin ziyâde ve noksansız dört ay olduğunu beyân etmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ise bir ay yaklaşımyacağma yemin, etmiştir. İbn Abbâs (radıyallahü anh) «Bir adam karısına bir veya iki yahut üç ay yaklaşmıyacağma yemîn etse, îlâ müddetini söylemedikçe bu yemîn îlâ sayılmaz.» demiştir. Atâ', Tâvûs, Saîdü'bnü Cübeyr ve Şa'bî'-nin de buna kaail-oldukları rivâyet edilir. İmâm Şafiî ile İmâm Ahmed b. Hanbel 'e göre dört ay kadına yaklaşmıyacağına yemin ötmek şer'an ilâ sayılmaz. Mutlaka dört aydan fazla bir müddet söylemek îcâb eder. İmâm Mâlik , dört ay üzerine bir gün ziyâde edilmesini şart koşmuştur. Fakat ilâ âyeti bu zevatın aleyhlerine delildir. îlâ'nın hükmü: Müddet içinde kadına yaklaşıldığı taktirde keffâret îcâb etmektir. Hasan-ı Basrî 'ye göre keffâret lâzım değildir; ilâ sakıt olur. îlâ yapan kimse dört ay içinde karısına yaklaşmazsa, bir talâk boş olur. Ashâb-ı kirâm'dan İbn Mes'ûd, İbn Ömer, İbn Abbâs, Osman ve Alî (radıyallahü anhüm) hazerâtının kavilleri bu olduğu gibi cumhûr-u Tâbiîn'ın mezhepleri de budur. îlâ hakkında fıkıh kitaplarında tafsilat vardır. Hadîsin bütün rivâyetlerinde bir ay'in yirmidokuz günden ibaret olduğu bildirilmektedir. Kâdi Iyâz diyor ki: « Bütün bu rivâyetler in mânâsı: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yirmidokuz günü tamam ettikten sonra döndü, demektir. Buna delil: Hadisin bir rivâyetinde: (yirmidokuz gün geçtikten sonra) ; diğer rivâyette: (yirmidokuzun sabahında) yani (yirmidolcuzdan sonra gelen gecenin sabahında) Duyurulmuş olmasıdır, o sabah ise otuzuncu günün sabahıdır. (Ay yirmidokuzdur.) sözünün mânâsı: bazen yirmidokuz çeker, demektir. Nitekim bâzı rivâyetlerde bu şekilde tasrîh buyurulmuştur.» Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in yemini zevcelerine güvendiği içindi. Müfessirler Sûre-i Tahrim'in tefsirinde bu yeminin sebebini beyân etmişlerdir. Görmek isteyenler oraya bakabilirler.