Müslim, Zekât 48
Hariciler ve Sıfatlarını Beyan Bâbı
باب ذكر الخوارج وصفاتهم
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Zekât (no. 2450)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، ح. وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنِي قُرَّةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْسِمُ مَغَانِمَ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. CDedi ki) -. Bize Zeydü'bnü Hubâb rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Kurratü'bnu Hâlid rivâyet etti (Dedi ki) : Bana Ebû'z' Zübeyr, Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivâyet etti ki, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ganimetleri taksim edermiş... Râvî hadîsi (yukarki minval üzere) rivâyet etmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Mütercim şerhi
Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu Fardi'l-Hums»'da muhtasaran tahrîc etmiştir. Ci'râne'de taksim edilen ganimet mallan Hevâzin kabilesinden alınmıştı. Bunlar 6.000 kadın ve çocuk, sayısız hayvan, 4.000 okiyye gümüşten ibaretti. Alınan develerin 24.000, koyunların 40.000'den fazla olduğu söylenir. Vâkıdi (130 - 207) , o gün her gaziye dört deve ile kırk koyun verildiğini söyler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e «Adalet göster» diyen zât: Zülhuveysıra' dır. Nitekim rivâyetlerin birinde ismi tasrîh olunmuştur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: «Adalet göstermem işsem, o halde ben haybet ve hüsrana uğramışım demektir.» cümlesi ile mukaabele etmiştir. Hadisin ekseri rivâyetleri bu şekildedir. Mezkûr cevapta bir mahzur yoktur. Zira şart vuku icâb etmez. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) adalet göstermeyen insanlardan değildir. Binâenaleyh haybet ve hüsrana uğramaz. Kâdı îyâz bu cümleyi muhatap sîgasıyla dahi rivâyet etmiştir. Bu taktirde mânâ: «Adalet göstermemiş sen o hâlde sen âdil olmayan bir İmâma tâbi olmakla haybet ve hüsrandasın.» demek olur. Nevevî bu mânâyı tercih etmiştir. Zeheb! (673-748) , Zülhuveysıra' nm Hâriciler'in reisi olduğunu söyler. Bu hadis te Hazret-i Ömer'in: «Ya Resûlallah bana müsâade buyur da şu münafığı tepeleyivereyim!» dediği, başka rivâyette ise bu sözü Hâlid ü'bnü Velîd'in söylediği bildiriliyorsa da, iki rivâyetin arasında münâfaat yoktur. Çünkü o adamı her ikisinin de öldürmek istemiş olması mümkündür. «Kur'ân-ı okurlar amma gırtlaklarından aşağı geçmez...» cümlesi hakkında Kâdı îyâz iki te'vil rivâyet eder: 1. Te'vîle göre: Bu cümlenin mânâsı: «Kalpleri Kur’ân-ı Kerîm'i anlamaz; okuduklarından istifâdeleri olmaz. Kur'ân-ı sırf okuduklarıyla kalırlar.» demektir. 2. Te'vile göre: Bu cümle: «Onların hiç bir ibâdeti ve tilâveti kabul olunmaz.» mânâsına gelir. «Onlar, ok'un avı delip geçtiği gibi Kur'ân'dan fırlayıp çıkarlar.» cümlesi bir rivâyette «İslâm'dan», başka bir rivâyette «Dinden çıkarlar.» şeklindedir. Kâdi Iyâz ’ın beyânına göre bundan murâd: «İslâmiyetten, ok'un avı delip geçtiği gibi çıkarlar.» demektir. Avı delip geçen ok'ta avdan hiç bir şey kalmadığı gibi bunlarda da İslâmiyet nâmına bir şey kalmaz. Hattâbî : « Burada murâd: Tâattır. Yani onlar Müslümanların İmâmına itaatten çıkarlar.» diyor. Bu ve emsali hadîsler dalâlet fırkalarından Hâriciler’i tekfir edenlerin delilidir. Mâzirî (453-536) diyor ki: Ulemâ Hâricîler'i tekfir hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bu mes'ele hemen hemen sairlerine nisbetle en müşkil bir mes'eledir. Ebû'l- Meali' nin hâricileri tekfire meyleden Abdülhakk'ı bu mes'ele hakkında söz söylemekten menettiğini gördüm. Buradaki hatânın mevkii itibârı ile pek müşkil olduğundan bahisle onları mâzûr sayıyor; bir kâfiri dîne kabul etmenin ve bir Müslümanı dinden çıkarmanın dînen pek büyük bir mes'ele olduğunu söylüyordu. Bu bâbda Kâdı Ebû Bekir Bâkıllânî' nin sözü de muztaribdir. Usûl-i fıkıh ilminde: (Bâkıllânî bu mes'elenin müşkilât-tan sayıldığına işaret etmiştir. Çünkü bu adamlar sarahaten küfret-memiş ancak küfüre müeddi sözler söylemişlerdir.) denilmesi Bakıllâni’nin bu hususta tereddüdünü gösterir. Mâziri' sözüne devamla şunları söylüyor: «Ben, sana bu hilafın sırrım ve işkâlin sebebini izah edeyim. Meselâ bir mu'tezilî: (Allahü teâlâ âlimdir. Lâkin ilmi yoktur; diridir ama hayâtı yoktur.) der. Bu söz onu tekfir hususunda insanı iltibasa düşürür. Zîrâ biz dînimizden aldığımız malûmata göre biliyoruz ki (Allahü teâlâ diri ve âlim değildir.) diyen bir kimse bizzârûre kâfir olur. Âlim olan bir kimsenin ilmi olmaması ise imkânsızdır. Bu husus delille sabittir. Şimdi mu'tezilî Allah'ın ilmi yoktur deyince (bu adam Allah'ın âlim olduğunu inkâr etti) diye bilicma' kâfir oldu; ilmin aslını inkâr ettiği için Allah'ın âlim oluşunu itiraf etmesinin bir faydası yoktur mu diyelim; ;yoksa Allah'ın âlim olduğunu İtiraf etti diye ilmini inkârda bulunması küfrüne sebep olmaz hükmünü mü verelim. İşte müşkül olan burasıdır.) Şâfiîler 'le Cumlıür-u Ulemâ'ya göre haricîler tekfir edilmezler. Kaderiyye, Mu'tezile vb. dalâlet fırkalarının hükmü de budur. İmâm Şafiî (rahimehüllah) , « Hattâbî ye» den mâada dalâlet fırkalarının şehâdetlerini kabul ederim.» demiştir. Hattâbiye, Râfıziler'in bir koludur. Bunlar kendi mezheplerinden olan bir kimsenin mücerred iddiası ile şahadette bulunurlar. Şehâdetlerinin kabul edilmemesi bid'atlarından değil, bu mes'eleden dolayıdır.
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbZekât · 48. bâb — Hariciler ve Sıfatlarını Beyan Bâbı
Hadis No2450
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.