Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Mirdâs: Gayr-ı munsarif bir kelimedir. Ancak zarûret-i şi'rîye dolayısıyla munsarif olmuştur. Kâdi Iyâz, bu hadîsin râvilerinden Mahled b. Hâlid hakkında söz ederek: «Mahled b. Hâlid Eş- Şaîrî'yi gerek (sahih) ravileri gerekse başkaları arasında zikreden görmedim. Onu: Hâkim, Bâcî ve Ceyyânî zikretmedikleri gibi, ne (sahîh) râvilerinden ne de başkalarından hiç bir kimse böyle bir isimden bahsetmemiştir...» demişse de Nevevî bu sözü ac,âip bulmuş ve Mahled b. Hâli d' in meşhur bir râvi olduğunu söylemiştir. Filhakika Mahled meşhurdur. Kendisi Abdürraz-zak b. Hemmâm, İbrahim b. Hâlid ve Süfyân-ı Sevrî' den hadîsler rivâyet etmiş, ondan da Müslim , Ebû Dâvûd , İbn Avf, Ahmed b. Ebî Avf ve Münzir b. Şâzân hadisnakletmişlerdir. Ebû Dâvûd onun mevsuk bir râvî olduğunu söyler." Hafız Ebû Fadl Muhammed b. Tâhir dahi «Ricâlü's - Sahîhayn» adlı eserinde onun Süfyân b. Uyeyne'den zekât hakkında hadîs rivâyet ettiğini söylemiştir. Ubbî' nin beyânına göre Abbâs b. Mirdâs, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in eşrafa yüz'er deve, rütbe itibarıyla onlardan aşağı olanlara ellişer deve verince Abbâs buna gücenmiş ve hadisde işaret edilen kasidesini söylemiştir. Kaside bitince Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) '. — Şunu götürün, benden dilini kesin! buyurarak, kendisine yeter deninceye kadar ganimet vermiş. Bu suretle Abbâs'ın dili kesilmiş yani ileri geri söz etmesinin önü alınmıştır. Rivâyete nazaran Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) dilinin kesilmesini emredince, Abbâs bundan korkmuş, hakikati bilmeyenler dahi: «Abbâs'ın dili kesilmesi emir buyuruldu.» diye söz etmişler. Abbâs İse ganimetlerin başına götürülmüş, kendisine: — «Bunlardan dilediğin kadar al.» denilmiş. O zaman Abbâs'ın aklı başına gelerek: — «Meğer Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) benim dilimin kesilmesi ile, bana ganimet vermeyi İrâde buyurmuş imiş.» demiş ve ganimetten hiç bir şey almamış. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona bir hülle göndermiş. Abbâs bu hülleyi kabul ederek sırtına giymiş. Abbâs, kasidesinde: «Ben, onların birinden aşağı değilim...» diyerek, kendisinin gerek soy-sop, gerekse şan-şeref cihetinden Uyeyne İle Akra'dan aşağı olmadığını anlatmak İstemiştir. Zîrâ Abbâs da ötekiler de Mudar kabilesine mensupturlar. Şan-şeref mes'elesine gelince üçü de aşiret reisi oldukları için bu hususta da müsavidirler.