Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «îmân» ve «Zekât» bahislerinde; Ebû Dâvûd «Zekât» bahsinde muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir. Hadîs-i şerif kitabımızda dahi îmân bahsinde geçmişdir. Şerhi oradan mütâlâa olunabilir. Ancak kolaylık olmak üzere bâzı yerlerini biz yine izaha çalışalım: Rahti Sayılan 10'dan aşağı olan erkekler cemâati, demektir. Üçten on'a kadar, yedi'den on'a kadar ve yedi ile üç arası erkekler cemâati olduğunu söyleyenler de vardır. Bir kimsenin kavm-u kabilesine dahi «rant» derler. Hadîs-i şerifin mânâsı şudur: Hazret-i Sa'd, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in müellefe-i kulûb'dan bâzı kimselere dünyalık verdiğini, dîn hususunda onlardan daha faziletli bâzı kimselere ise bir şey vermediğini görünce, bu işin fazilete göre yapıldığını zannederek, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e «Filâna niçin vermiyorsun?» diye sormuş, onun hâlini bilmiyor zannıyla tam bir yeminle şahadette bulunmuştur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ise « Yahut Müslim .» buyurarak, ona şefâatta bulunmamasına işaret etmişse de, Sa'd (radıyallahü anh) bunu anlamayarak, o zât hakkındaki şefaatini birkaç defa tekrarlamıştır. İhtimâl ki, Hazret-i Sa'd, Resûlü Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in bu zâtı unuttuğuna kaail olarak hatırlatmak istemiştir. Nihayet Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hakikati anlatmış, bir kimseye dünyalık vermenin dîn hususundaki faziletine istinâd etmediğini, müellefe-i kulûb'den olan bâzı kimselere İslâm'a yatıştırmak ve kendilerini ebedî cehennemden kurtarmak maksadıyla mal verdiğini beyân buyurmuştur. Din hususunda bunlardan daha faziletli bir çok zevata bir şey vermemesi, onları hakir gördüğü veya dînlerini noksan bulduğu yahut kendilerini ihmâl ettiği için değil, bil'akis îmânlarına îtimâdındandır. «Müellefe-i kulüb»'dan murâd: îmânları zayıf olan kimselerdir. Hadîs-i şerîf diğer bir çok ahkâmla birlikte sahâbe-i kirâmın terbiye ve nezâketlerine delildir. Zira Hazret-i Sa'd bir hatırlatma kabilinden olan sözünü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e gizlice arzetmiştir. Çünkü böyle şeyleri aşikâr söylemek bir mefsedete yol açabilir.