Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadisi Buhârî «Küsûf» bahsinde; Nesâî dahi ayni ba-hisde tahrîc etmişlerdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in korkması mes'elesini Kirmânî şöyle izah etmiştir: «Bu söz râvi tarafından yapılan bir temsildir. Ve kıyâmetin kopmasından korkan bir kimse gibi telâşlı yerinden kalktı, demiş gibidir. Yoksa Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisi ashabının arasında iken kıyâmetin kopmıyacağını bildirdi. Allahü teâlâ, ona dinini bütün dînlerden daha fazla yükselteceğini vaad buyurmuştu. Bu vaad henüz yerini bulmamıştır.» Nevevî dahi kıyâmetten önce güneşin batıdan doğması, dâb-betü’l-Arz, deccal vb. gibi mutlaka zuhur edecek bir çok mukaddimeleri olmasına bakarak bu hadisi müşkül görmüş: «Bu alâmetler zuhur etmedikçe kıyâmetin kopacağından nasıl korkulabilir?» demiştir. Buna: «îhtimâl ki o günkü güneş tutulması Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in mezkûr alâmetleri öğrenmesinden öncedir; yahut Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kıyâmetin büyük alâmetlerinden bâzısı zuhur edecek diye korkmuştur.» diye cevap verilmiştir. «Olabilir, râvi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kıyâmet kopuyor diye korktuğunu zannetmiştir. Râvinin öyle zannetmesinden Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in hakikaten korkmuş olması lâzım gelmez. Olabilir... Ümmetine bir azâb vukûbulacağından korkmuştur.» diyenler de vardır. Aynî bu cevapların hiç birini İtirazdan hâli görmemekte ve Kirmanı'nin sözünü beğenmektedir. -Allah'ın gönderdiği bu âyetler...» buyurmakla Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : Husuf, Kusûf, Zelzele, şiddetli rüzgâr vb. gibi şeylere işaret etmiştir. Çünkü bunların her biri ile Allahü teâlâ kullarını korkutur. Bundan da anlaşılır ki: Zikir, duâ ve namaz gibi tâatlara iltica etmek, yalnız ay ve güneş tutulduğu zamana mahsûs değildir. Hanefiiler'in mezhebi de budur. Bazıları: « Bu rivâyette namaz zikredilmemiştir, binâenaleyh bu hadîsle her korkunç hâdise karşısında namaz kılmayı müstahab görenlere delil yoktur.» demişlerse de, bu bâbda hüccet, yalnız bu hadîs değildir. Başka rivâyetlerde ise: «Allah'ın zikrine icabet edin.» buyurulmuştur ki, bunda namazı müstahab görenlere delil vardır. Çünkü namaza: Zikir, denilir. Namazda zikrullah’ın envâı vardır.