Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadisi Buhârî «Hayız», «Bayram» ve «Hacc» bahislerinde; Ebû Dâvûd , Tirmizî , Nesâİ ve İbn Mâce «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir. Hadisin Buhari 'deki metni, buradakinden daha mufassaldır. Avatik: Âtik'in cem'idir. Atik: Genç kız, demekdir. Bu kelimeyi lügat ulemâsı muhtelif şekillerde tefsir etmişlerdir. Hudûr: Hidr'ın cem'idir. Hidr: Bâzılarına göre: Evin bir köşesine çekilen bir perdedir. Buradaki «hudûr» dan murad: Evlerdir. Zevât-ı Hudûr da: Evine kapanmış, perdenişin ve iffetli hanımlar manasına gelir. Muhabbee dahi ayni manaya kullanılır, «Hayırda ve Müslümanların dualarında bulunurlar.» ifadesinde hazf vardır. Cümlede muzaf zikredibnemişdir. Cümle: -Hayızlı kadınlar, hayır meclîslerinde ve Müslümanların dualarında hâzır bulunsunlar.» takdirindedir. Hayır meclislerinden murâd: Hadis dinlemek ve hasta dolaşmak gibi şeylerdir. CUbâbr Kadir b. Şümeyl'e göre, kadınların başörtülerinden daha kısa ve daha geniş bir örtüdür. Kadınlar bununla da başlarını örterler. Bazdan: «Cilbâb: Ridâdan daha kısa, fakat geniş bir örtüdür. Kadın onunla göğsünü ve sırtını örter.» demişlerdir. CüBâbı «Çarşaf gibi bir örtüdür.» diyenler bulunduğu gibi, «Çarşaf dır», «Başörtüsüdür.» diyenler de olmuşdur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) «Ona, din kardeşi kendi cilbâblarından birini giydiriversin.» buyurmakla: «Din kardeşi kendisinin muhtâc olmadığı elbisesinden birini emaneten on versin.» demek istemişdir. Bazıları: «Bu cümleden murâd: Kadın, üzerindeki elbisesinin bir kısmını ona örtsün demekdir.» mütalaasında bulunmuşlardır. Bu te' vll, kadının üzerindeki örtünün çok geniş olduğuna göre caizse de, yine de itirazdan salim değildir. Mezkûr cümleyi mübalağaya ham-' ledenler de vardır. Bu takdirde mânâsı: «Kadınlar, ikisi bir Örtü içinde bile olsalar namazgaha çıkmalıdırlar.» demek olur.