Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu Bed'i'l - Halk» in bir iki yerinde ve «Kitâbu't-Tefsîr» de; Ebû Dâvûd «Hurûf bahsinde; Nesâî dahi ayni bahis ile «Tefsir» de muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Mâlik:, cehennemi bekleyen meleğin ismidir. Burada kelime tam olarak zikredilmişse de, Buhârî 'nin rivâyetinde «Yâmâli» şeklinde murahham münâdâ yapılmışdir. Murahham olduğuna göre bu kelimeyi «Yâmâli» ve «Yâmâlu» şekillerinde okumak caizdir. Hadîs-i şerif hutbede kıraatin meşru olduğuna delildir. Bu bâbda ihtilâf yok ise de, bunun vâcib olup olmadığı ihtilaflıdır. Nevevî , Şâfiîler 'i kastederek: «Bizce sahih olan kavle göre vâ-cipdir. Kıraatin en azı bir âyetdir.» diyor. Yine bu hadîs, cehennemle korkutmanın caiz olduğuna delildir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin hutbede okuduğu âyet-i kerime (Zuhruf) sûresindedir. Bu âyetin biraz yukarsında kıyâmetde mü'minlere yapılacak hüsn-ü muamele ve ikram beyân buyu-rulmakta, ondan sonra küffârın hâllerine geçilmektedir. Onlar hakkında da: «Şüphesiz ki mücrimler ebedî olarak cehennem azabında kalacaklardır. Kendilerine hiç bir hafiflik gösterilmeyecek; azâb içinde ümitsiz bir hâlde susup kalacaklardır. Onlara biz zulmetmedik fakat onlar kendileri zâlimdiler. Cehennem muhafızına: — Ey Mâlik! (Ne olur) Rabbin bizim işimizi bitiriversin (yani bizi öldürsün) , diye çağrışacaklar; o da: — Siz mutlaka bekliyeceksiniz. Vallahi biz, size hakkı getirdik lâkin çoğunuz hakkı çirkin gördünüz, diyecek.» buyurulmuşdur.